» Macahel Bizimdir İnisiyatifi - Macahel'in ve Macahelli'nin Sesi
Anasayfan Yap Favorilerine Ekle E-Posta Tavsiye Et İletişim Player'i Aç Siteyi Kişiselleştir
   
   
   
 

Ana Sayfa

Yazılar

Dilekçeler

Röportajlar

Haberler

Ziyaretçi Defteri

Bağlantılar

Forum

Resim Galerisi

Videolar

Site Üyeleri

İletişim
 
Üyelik Kullanıcı Adı :  Şifre :  Güvenlik :  Hatırla :    
 
 
Forumdaki Son Cevaplar : Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..(MacahelBizimdir) CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..(Mereta) Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..(Mereta) HESler Enerji İthalatını Düşürdü..(Mereta) Hidroelektrik Enerji ve Çalışma Sistemi..(Mereta) Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..(Mereta) Sözde Çevrecilik..(Mereta) Borçka Köylere Hizmet Götürme Birliği..(MacahelBizimdir) Elektriği Kesilen Köy, Rüzgar Enerjisind..(Mereta) Macahelin Geleceğine Dair Dışarıdan Bir ..(Maralli) Muhalefet Parti Belgelerinde HESler..(Mereta) Yenilenebilir Enerji ve Çevre..(Mereta) MGK Kararlarında HES..(Mereta) HES karşıtlarını fosil yakıt lobisi kışk..(Mereta) Yenilenebilir Enerji Nedir?..(Mereta)
                
» [ MacahelBizimdir.Org Forum ] [ Yaşam Güzellikleri ] [ Macahel Güzeli (Alıntı) ]
Maralli
[Yeni Asker]



MSN : yok
Yaş : 43
Cinsiyet : Bay
Mesaj sayısı : 12
Giriş sayısı : 21
Puanı : 2
Konudan aldığı puan : 0
Puan verenler
Konuya Puan ver

Macahel, bundan 3 yıl kadar önce benim için tam bir meçhuldü. Hiç işitmediğim, okumadığım, neye karşılık gelir bilmediğim  bir sözcüktü. Nöroloji profesörü bir arkadaşım, büyük bir coşku ile anlatıncaya kadar, Macahel’in bir yöre, hem de Türkiye’de bir yöre olduğundan habersizdim.

Trabzon’da yapılan akademik bir toplantı ertesinde, bir meslektaşlarının önerisini azıcık da gönülsüzce kabullenip, Macahel’e zor zahmet ulaşmışlardı. Ama gördüklerinden öylesine etkilenmişti ki, oraya gitmek için katlanılan yol yorgunluğunu da, askeri birlikten izin alma meşakkatini de, artık bir çeşni olarak anıyordu. Dünyanın Antartika dışındaki tüm kıtalarını ve epeyce ülkesini gören, oralarda yaşayan, gezen ve farklılıkların tadını bilen bir kimse olarak, kendi ülkemizdeki bir mücevheri henüz tanıyabildiği için hayıflanıyor ve bizlerin de mutlaka gitmemiz gerektiğini söylüyordu. Ona, “Macahel’de en güzel ne?” diye sorduğumda, tek sözcüklü bir yanıt verdi: İnsan. Ve sonra Macahel’in coğrafyasından, yapılarından, fauna ve florasından, yolundan, balından  sözetti. Anlattıklarının hepsi de gizemli bir yalıtılmışlığın rengarenk bir resmini çizmekteydi. Ama açıkçası beni en çok etkileyen şey, Macahelliler ile ilgili söyledikleriydi.

Macahel’i daha sonra Tuğrul Şavkay’ın 28 Eylül 2003’te Hürriyet Pazar’da yayınlanan “Balın Türkiye’deki Adresi: Macahel” başlıklı yazısından okudum. O da “homo caritas - sevgi insanı”  kavramına değiniyordu. Bu yazısından birkaç gün sonra genç yaşta ölen Şavkay sözlerini, “İnanın bu insanlar, Macahel’in balından da tatlı.” diye bitiriyordu.

Bu iki olay nedeniyle, bir yandan Macahel’i görebilmenin telaşını, öte yandan da kendi ülkemizi yeterince tanımamanın ezincini yaşadım. Aslında Anadolu, yerküredeki fiziksel konumu ile olduğu kadar (belki biraz da o yüzden), insanın evrendeki son 50 bin yıllık tarihi bakımından da ayrıcalıklı bir mekan. O, Bereketli Hilal’in bir parçası ve uzantısı. Sadece doğanın envai tür biçimlenişlerini ve Akdeniz iklim kuşağının nimetlerini değil, insan topluluklarının ve onların ürettiği maddi ve manevi değerlerin çeşitliliğini de barındıran bir diyar burası. Ama gel gör ki, deryada balık misali,  biz bu toprakların ne fiziğini kimyasını, ne de tarihini coğrafyasını bilip anlıyoruz. Gerçi biraz düşününce, adı artık Türkiye olan bu cennetin, neden  bitmez tükenmez göçlerin ana menzili, kavimlerin harman yeri olduğunu,  tarih boyunca  neden onca iştah kabarttığını ve uğrunda nice kan akıtıldığını sezebiliyoruz. Ama salt sezgi ile yetinmeyip, üstünde yaşadığımız toprakları tüm renk ve deseniyle anlamaya çalışmanın yollarından birini seçebiliriz: Gidip görmek.

Merak ve hayıflanma ile geçen 2 yıl sonunda, bu sorunumuza, organizasyon ustası sevgili arkadaşımız Muzaffer Traş derman oldu. Mülkiye mezuniyeti 35 yıla varan  ve artık merdiven çıkmaktan bile imtina etmeye başlayan bizleri, 30 Temmuz 2005 sabahında, Mülkiye Spor’a  ait bir midibüste, seçkin dağcıların yer aldığı bir grupla buluşturdu. Yaz gelince Tirebolu’yu mesken tuttuğu için Karadeniz yollarını ve tabii lokantalarını avucunun içi gibi bilen Vecdi Seviğ dostumuzun tele-rehberliğinden de yararlanarak, hepimizi ertesi gün sağ salim Macahel’e ulaştırdı.

KONUM VE ULAŞIM

Macahel, Karçal Dağlarının kuzey-batı eteklerinde, Artvin /Borçka ilçe sınırları içinden başlayıp Gürcistan’a uzanan, zengin bir bitki örtüsüyle kaplı sırtlarla bölünüp, derin vadilerle biribirine bağlanan, çevresinden epeyce yalıtık bir havzanın adı. Bizim atlaslarımızda adı Camili diye geçen Macahel’e, karayoluyla ancak Borçka’dan ulaşılabiliyor. Yaklaşık 50 km’lik Borçka-Macahel yolu, dar ve keskin virajları, dik yokuş ve inişleri, karda çığdan kapanan, yağmurda  heyelandan tıkanan geçitleriyle ünlü. 1968’de açılmış ve halen toprak. Yaz döneminde ve normal koşullarda yaklaşık 2,5  saat çekiyor. En iyisi jip ve minibüsle gitmek. Zaten yaz döneminde Macahel - Borçka arasında günübirlik minübüsler çalışıyor. Ama riski göze alıp binek otomobille yola çıkanları da gördük. Şans yaver gider, gerektiğinde yardım edecek birilerine de rastlanırsa, sanırım yüksek şasili otomobille de erişilebilir. Rakımın 1830 m’yi bulduğu Borçka - Macahel yolu yılın 6 ayı kapalı. Köy Hizmetleri acil hallerde yolu açmak üzere, sürekli zirvede tutulan ve mazotu köylülerce sağlanarak kullanılan 2 dozer vermiş. Kış bastırdığında eskiden hep, şimdi de çoğunlukla, hastalık ve doğum için Macahelliler önce özel izinle Gürcistan tarafına geçip, Batum’dan Rize’ye ulaşıyorlarmış. Çünkü olağan ve en yakın ulaşım bağlantısı, Gürcistan’da kalan kesim ile.

Macahel topraklarının daha büyük olan bölümü Gürcistan’a ait. Havzanın o kesimi, halen Gürcistan yönetimi ile sorun yaşayan  Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nin bir parçası. Bizde kalan kesimde 6 köy var, o tarafta ise 12. Köyler arasında akrabalık ilişkileri bulunuyor. Gürcistan ve Türkiye arasındaki sınır, 16 Mart 1921’de Sovyetler Birliği ile imzalanan Moskova Antlaşması’na göre ve köy halkının referandumdaki tercihleri dikkate alınarak çizilmiştir. Dış dünyaya erişim olanağını Batum sağladığı ve o da Sovyetler’e kaldığı için, 12 köyün halkı ister istemez ayrı düşmüştür. Aslında ortada sınır çizgisi de yok, tel örgü veya duvar da.  Sınır ağaçlarla kaplı tepe ve vadilere göre saptandığı için, tarif ederken, o ya da şu ağaç nişan olarak gösteriliyor. Her iki tarafta da, tepelere yerleştirilmiş,  içinde askerlerin nöbet tuttuğu gözetleme kuleleri var. Soğuk savaş döneminden kalma hassasiyetin izleri hala silinmemiş. Şimdi de insan ve silah kaçakçılığı kaygısıyla hareket edilmekte. Camili köyünde konuşlanmış bir tabur  tutuluyor.

Biribirinden hayli uzak evlerden ve ev kümelerinden oluşan ve aralarında 2-5’er saatlık yürüyüş mesafesi bulunan köylerin adları Borçka’dan gidiş yönünde şöyle: Düzenli, kuzey yakada Camili, Maral, Uğur ve güney yakada Efeler, Kayalar. Bir uçtakinden ötekine tüm köyleri göreyim deseniz, gün boyu yürümek yetmez. Sağlık ocağı sadece Camili’de bulunsa da, her köyde cami ve okul var. Ancak evler dağınık olduğundan çocuklar okula gidip gelirken yine de saatlerce yürümek durumundalar. Şimdilerde bir köyden diğerine minibüslerle de gidilebilmekte. Köyler arasındaki yollar olağanüstü sarp, virajlı ve dar. Kimi dönüşler için birkaç manevra yapmak gerekiyor. 1980 başlarında bir düğün dönüşünde minibüsün uçuruma yuvarlanması nedeniyle 13 kişi yaşamını yitirmiş. Kulakları çınlasın bize rehberlik eden Erbil Zengin yetim kalanlardan biri. Burada güvenli ve yolları şaşırmadan motorlu araç kullanabilmek için yine de Macahelli olmak şart.

TOPOĞRAFYA, FLORA VE FAUNA

Macahel Havzasında, sayısız vadiler, koyaklar ve dereler biribirleriyle buluşup kaynaşıyor. Her dere ve vadi ayrı bir yaylanın ya da doruğun karı, suyuyla beslenmekte. Tüm dere ve gözeleri toplayan Efeler ve Uğur çayları sınırın az ötesinde buluşup Çoruh’a karışıyorlar. Vadi zemininden Karçal zivesine doğru,  deniz seviyesine göre 400 - 3200 m arasında değişen yükseltilerde çeşitli coğrafi oluşumlar yer alıyor. Şelaleler, çaylar, henüz insan izi ve gün yüzü görmemiş bük ve karma ormanlar, üstünüze yıkılacakmışçasına göğe uzanan ağaçlı yamaçlar, mağaralar, ılıca ve pınarlar, göller, yeşilin renkten renge girdiği tepeler, yalçın kayalar, sis çekildikçe seçilen  yaylalar, gölge düşen düzlükler ve nihayet uzaklarda Karçal’ın karlı dorukları sıralanıyor. Arazinin bu farklılaşmış topoğrafik yapısı, zengin bir biyolojik çeşitliliğe  fırsat vermekte ve çiçeğinden böceğine, balığından kartalına zengin bir bitki ve hayvan varlığı barındırmakta. Macahel’i özgün kılan şey, farklı yapıdaki ekosistemleri, biribirini tamamlayan bir bütünlük içinde ve bozulmamış olarak kapsıyor olmasıdır. O yüzden Dünya’da nesli tükenmek üzere olan 75 bitki türü burada halen yaşıyormuş. Endemik türlerin saptanması ve korunması için son yıllarda daha bilinçli biçimde yürütülen çalışmalar sonucunda, ilk kez burada rastlanan 3 bitki türü bulunmuş, toplam 300’ü aşkın otsu ve odunsu bitki belirlenmiş. Bunların 55’i tıpda kullanılmakta. Yörede saptanan kuş türü 66. 30 dolayında da diğer yabani hayvan gözlenmiş. Ayrıca çoğu böcek olmak üzere 10 adet endemik hayvan türü saptanarak  bunlara yöresel adlar verilmiş. Henüz yenice başlayan bilimsel çalışmalar ilerledikçe, Macahel doğa hazinesine ait  sırların daha net bir şekilde gün ışığına çıkarılacağı umuluyor.

Arada bir sisle tüllenip gözden kaybolan dağ sıraları dipten doruğa ağaçlarla kaplı. Yol boylarını erik, armut, elma, ceviz, fındık ve kestane ağaçları yanında, dağ çileği, böğürtlen, karayemiş, kızılcık, üvez vb meyveli çalılar, ıhlamur, çoban püskülü ve orman gülleri süslüyor. Bunların hemen tümü kendi gelen cinsten. Kimi çiçeklenip süslenmiş, kimi meyveye durmuş kendince. Anlaşılan meyve ağaçları için aşı pek rağbet görmemiş. Buna karşın armudun 15, elmanın 9, eriğin 6, üzüm ve kirazın da 2’şer ayrı çeşidi varmış. Yörenin başat florasını barındıran ve  TEMA Vakfı kurucusu ve eski başkanı Hayrettin Karaca’nın, Türkiye’de doğal yapısıyla  kalabilmiş tek parça dediği Macahel ormanını ise, gürgen, kayın, huş, kestane, kızılağaç, karaağaç, akağaç, köknar, ladin, çam ve meşe ağaçları ile tırmanıcı ve yayılıcı bitkiler oluşturuyor. Bunlar arasında anıtsal olanlar var. Macahel ormanı, sesi, soluğu, kokusu, endamı ve yaşam sunduğu tüm canlıların armonisiyle dipdiri. Bazı ağaçların yüksekteki dalları arasına ahşap kovanlar yerleştirilmiş. Vakti geldiğinde sahiplerince bu arıların balı sağılıyor.

Macahel’in göz kamaştırıcı güzelliğini sözcüklerle anlatmak elimden gelmez. Kullanacağım her sözcüğün, onun gizemini bozacağından korkarım. Belki de bu konuda en iyisi sözü kısa kesmek ve Macahel’de çektiğimiz fotoğraflardan yararlanmak.

EKONOMİ

Macahel’in 6 köyünün toplam nüfusu 2000 sayımına göre 1620. Oysa 1990’da 2150 dolayındaymış. Kentlere göç yüzünden burada da nüfus sürekli azalıyor. Ancak, yaz döneminde köylerine dönen öğrenciler, yerli yazlıkçılar ve izne gelen gurbetçilerle birlikte nüfus 4 bini geçiyormuş.

Macahel’de ekonomi esas itibariyle geçimlik tarım ve hayvancılığa  dayanıyor. Üretim hemen tümüyle öztüketime yönelik. Evlerin yakınında açılan ve tarla diye anılan  bahçelerde mısır, fasulye, kabak, kara lahana, patates ve pazı yetiştiriliyor. Çok daha küçük ve evlere bitişik yerlere ise bostan adı verilmekte ve sadece kendi gereksinimleri için domates, biber, salatalık, maydanoz, pırasa vs yetiştirilmekte. Temel besin maddesi cadi adı verilen mısır ekmeği. Purit denilen buğday ekmeği Borçka’dan getirilmekte. Toprağın yaygın işlenme usulü, öküzlerce çekilen karasabana dayanıyor. Arazinin uygun olduğu tarlalar için küçük traktörler de girmeye başlamış. Ne var ki arazi yapısı yüzünden traktör pek verimli değil. Toprağı işlemek için karasaban dışında en çok kullanılan bir diğer alet çapa. Bu işler çoğunlukla imece usulü yapılmakta. Yine arazinin darlığı nedeniyle kimi ailelerin sadece 1 öküzü var. Dolayısıyla öküzler de imece usulü çalıştırılmakta.

Macahel’de her köyün ayrı bir yaylası bulunuyor.  Yaz gelince köylüler inek, keçi ve koyunlarıyla birlikte yaylaya çıkıyorlar. Yaylaya taşınırken  at, eşek ve katırdan yararlanılmakta. Kışlık gıda gereksinmesinin büyük bölümü yaylada sağılan ve işlenen süt ürünlerinden elde edilmekte. Sahipleri yaylaya çıktığı için çoğu ev yazın boş kalıyor. Tahtadan yapılmış evlerin yanıbaşında, dört direk üstünde duran ve nalya denilen serenderler kurulmuş. Kendi gereksinmeleri için ekim dikimi yapılan az sayıdaki ürünün, her cins haşarat ve kemirgenden sakınılarak kurutulup saklanmasına yarıyor.

Son yıllarda arıcılık da ek gelir kaynağı olmuş. Tarım İl Müdürlüğü’nün de katkısıyla bir yandan bal üretim ve satışı artmış, bir yandan da Kafkas ırkı arı beyi (ana arı)  üretimi başlamış. Her ne kadar TEMA Vakfı bu konuda halkı örnek uygulama ile özendirmeye çalışsa da, Camili dışındaki köylerde arıcılık daha çok kendi usullerince sürdürülüyor. Projeye katılım tam değil. Köylerdeki kovanlardan kestane balı alınmakta. Daha koyu renkli ve acımsı bir tadı var. Yaylalardaki kovanlardan ise halis binbir çiçek balı elde ediliyor.

Macahel’e ilgi giderek arttıkça, turist sayısına bağlı olarak bu yoldan sağlanan bir gelir de söz konusu olmuş. TEMA Vakfı Tesislerinde çalışan köylülerin ücretleri yanında; evlerini pansiyon olarak sunan  ya da rehberlik, dolmuşçuluk, özel öğün yemek ikramı, bal, peynir vs satışı yapan köylülerin bundan elde ettiği gelirler Macahel ekonomisi için yeni girdiler.

Kısacası Macahel, yüzyıllardır kendi yağıyla kavrulmayı başarmış ve doğanın sunup empoze ettiği geçimlik bir ekonomi ile bugünlere erişmiş olsa da, giderek dışa açılmanın ek getirilerinden de nasiplenip etkilenmeye başlamış. Bunun sosyal yaşamda ve insan davranışlarında boy veren çok yönlü yansımalarını gözlemek olası.

VE İNSAN

Macahel’in 1968’de açılan toprak yolundan daha önce söz etmiştik. Onun dışında, 1983’te elektriğin geldiğini, Camili köyünde bir sağlık ocağı bulunduğunu, evlerde TV seyredildiğini, telefon haberleşmesinin yapılabildiğini eklemeliyiz. Tabii her köyün bir cami ve okula sahip olduğunu da yeniden belirtmeliyiz.

Burada kahvehanelere tembelhane deniyor. Üstelik oyunlardan biri satranç,  köşelerden en güzeli kitaplık olsa da.

Camili ve Maral köylerindeki camileri gezebildik. Bunlar ağaç oymacılığının ve boyama-bezeme sanatının özgün ürünleriyle süslenmişti. Uzaktan seyrettiğimiz Uğur köyü camisinin minaresi, yeşillikler arasından sütbeyaz bir servi endamıyla yükseliyordu. Evlerin ve serenderlerin doğayla uyumu, camilerde de gözlenmekte.

Bir öğle yemeğinde konuk olduğumuz, TÖS ve TÖB-DER sürecini yaşamış bir  emekli öğretmen olan Hamdi Beyin evi, terası, balkonu, oda ve mutfağıyla olduğu kadar, içindeki sergiler, el işlemesi yaygı ve sedir örtüleri,  perdeler,  antikalaşmaya yüz tutan eşyalar, kuzine sobası ve baş örtülü eşiyle de tam bir Macahelli idi: sıcak, yapmacıksız, otantik ve doğa ile kaynaşık.

Macahellilerin Türk sayılmaktan, yani Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmaktan yana hiçbir sorunları yok. Aksine vaktiyle yaptıkları bu tercihleriyle büyük övünç ve kıvanç duyuyorlar. Türkçeyi çok güzel kullanmaktalar. Ama kendi ana dilleri olan Gürcüceyi de ihmal etmiş değiller; aralarında ana dilden konuşmaktalar. Köylerin, yaylaların, ırmak, şelale ve diğer yerlerin orijinal adları hala yaşıyor. Dilleriyle birlikte öteki kültürel geleneklerini de koruyorlar.

Müzik ve dans besbelli ki kendi köy yaşamlarında özgün bir öneme sahip. Çocuğu yetişkini, kadını erkeği, genci yaşlısıyla Macahellilerin, akordeon eşliğinde bizlere  armağan ettikleri dans ve müzik şölenini unutmak olanaksız.  Karadenizin kıvrak ve coşkun ses-figür cümbüşünde, meydanı şenlendiren sanatçılardan biri de  Camili köyünün imamıydı.  Dindar Macahel türban, çarşaf, sarık, cüppe ve kaç-göç sorununu da çoktan halletmiş bir yer.

Macahel havzası, insanı da biçimlemiş. Çevik ve narin bedenler, güleç yüzler, içtenlikle ışıldayan gözler ve sade davranışlar, o doğal güzelliğin insanlardaki yansıması. Yaşam için doğanın cömertçe sunduğu olanaklar, bir yandan var olanla yetinmeyi olanaklı kılarken, öte yandan da  onun kadrini bilmeyi iyice öğretmiş Macahellilere. Kendine yeterli ve dış ilgiye büyük ölçüde kapalı bir çevrenin insanlara empoze ettiği barışçı, paylaşımcı, korumacı ve aza kanaat edici bir kültür oluşmuş burada. İnsan bu kültürün, dış etkilerden tümüyle yalıtılsa bile, kendi yağıyla kavrulup kendi içinde evrilerek, sonsuza kadar uyumlu ve dingin biçimde yaşayabileceğini düşünüyor. Nitekim 1968’e kadar yolsuz, 1983’e kadar elektriksiz ve  Türkiye ondan habersizken, sürüp gelmiş Macahel cennetindeki yaşam.

Macahel’de dikkatimi çeken bir nokta, maddi ve manevi kültür ögeleri arasındaki gelişmişlik seviyesi farkı oldu. Bir yanda, derme çatma tahta evleri; karasaban, çapa, tahra, eşek ve katırı; aşısız ağaçları, çelimsiz yerli inekleri; halkının oldukça mütevazı giyim kuşamı; zahmetli ulaşım ve iletişim güçlükleri; ve düşük hane halkı geliriyle tipik bir kırsal yoksulluk ve yoksunluk köşesi. Öte yanda, ülkenin kendi dışındaki bölümüne ve Dünyaya gözünü   kulağını dört açan; kahvehanenin adını tembelhane koyarak orada satranç oynatıp kitap okutan; dans ve müzikle kendini dışa vurabilen; ufku açık, gönlü zengin, toplum ve çevre bilinci doruğa çıkmış bir modern kültür öbeği. Bu farklılık sanırım, Macahel’in kendi dışındaki dünyaya hep yüksek bir ilgi duymuşken, dışarının ondan uzun yıllar habersiz  kaldığını vurguluyor. Aslında Macahel’in şimdiki doğal ve beşeri güzelliğiyle bugünlere erişmesinin de sırrı, belki bu çelişkili birlikteliğin yarattığı uyum. Macahel’e kimse gölge etmemiş, o da fazlaca  bir ihsan istememiş. Doğal çevre insana yetmiş; insan da doğaya saygılı olmuş, onun nimetleriyle yetinmesini bilmiş. İnsanlardaki  sevecen sıcaklığın, bozulmamış sadelik ve yüce gönüllülüğün de; kendisiyle barışıklığın, doyumluluğun ve tutumluluğun yüze vuran huzurunun da  nedeni bu olsa gerek.

DIŞA AÇILIM SORUNLARI

Ama yine de Macahel’de yeni yeni uç veren bir sorun var. Kapıları dışa açılan Macahel  kendi doğal güzelliğini, insanları da ruh güzelliğini sürdürebilecek mi? Dışa açılma, hariçten müdahaleler, turizm trafiğinin artması  ve pazar ekonomisi, Macahel’in doğal ve sosyal dengelerini bozacak mı? Sahillerimizin, Karadeniz yaylalarının, Bursa’nın, İstanbul’un, Alanya’nın başına gelen çağdaş felaketlerden sakınılabilecek mi? Yoksa Macahel de rant avcılığının, hoyrat görmemişliğin ve çevreyle uyumlu olmayan bir korumacılık fantezisinin  kurbanı mı olacak?

Şu sıralarda Macahel halkının sosyal psikolojisi bu sorular etrafında biçimlenip dönenmekte. Gerek orada yaşayanlar, gerek vaktiyle öteki kentlerimize göç eden Macahelliler gidişattan kaygılı. Yaklaşık son 10 yıl içinde ortaya çıkan gelişmeleri dikkatle ve kaygıyla izledikleri anlaşılıyor. Çoğu çekince ve duyarlıkları, kimilerince yanlış yorumlanmaya müsait bir kıskançlık ve içe kapanıklık eğiliminin izlerini taşıyor gibi görünse de, bir bütün olarak ele alındığında, haklı, sağlıklı ve uzun erimli bir uyanıklığı da simgeliyor. Dolayısıyla üstünde durulmaya değer bir şey.

Macahel’in kapılarının dış dünyaya açılımı TEMA Vakfı’nın bu bölgeye ilgisiyle başlamış. 1994’ten beri de TEMA’nın oradaki varlığı tartışmalı. Ülkede çok saygın bir imaja sahip olan bu kuruluş, orada inşa edip turistik bir tesis gibi işlettiği oteli, yürüttüğü arıcılık projesi ve düzenlediği festivaller nedeniyle, kimi yerlilerce esaslı biçimde eleştirilmekte. Başlangıçta da bir ölçüde muhalefet eden olmuş, ama bu tepki şimdilerde hayli çoğalmış. Yörede istenmeyen kuruluş olarak aleyhinde imza toplanmış. TEMA’ya muhalefet edenlerin çoğu, 1998’de Efeler’de Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmesine, BM Küresel Çevre Fonu (GEF)’nun Dünya Bankası finans desteğiyle yürüttüğü ve Türkiye’deki 4 uygulama alanından biri olarak Macahel’de de Çevre ve Orman Bakanlığı eliyle 2000’de başlattığı GEF-II projesine ve 2005 Haziran’ında UNESCO’nun Paris toplantısında aldığı Biyosfer Rezerv Alanı ilan kararına da karşı çıkıyor.

Tepkiler ve dayandığı gerekçeler kısaca şöyle özetlenebilir:  Macahel’de bir doğa koruma sorunu yoktur. Yöre halkı bu havzayı yüzyıllardır onunla bütünleşerek korumuştur. Olmayan bir sorunu varmış gibi göstererek burada,  Efeler Tabiatı Koruma Alanı, GEF-II Projesi ve Biyosfer Rezerv Alanı adı altında ve bir zincirin halkaları olacak şekilde çeşitli korumacılık faaliyetlerine girişilmesi, yöre dışı bazı kimselerin iç ve dış fonlardan yararlanma, Macahel üstünden rant sağlama amacına hizmet eder hale gelmiştir. Nitekim bu fonlar herhangi bir doyurucu iş yapılmadan tüketilmiş, ama bunların halka bir yararı olmamıştır. Koruma gerekçesiyle bölge halkına afaki bazı kısıtlamalar getirilmekte, bazı temel gereksinmelerin karşılanmasına engel olunmaktadır. Macahel’in korunması konusunda bu kadar istekli ve duyarlı görünen bazı kişi ve kurumlar, örneğin Macahel’in ezeli derdi olan yol sorununu görmezden gelmektedirler. Bütün bunların da ötesinde, gerek  TEMA Vakfı’nın girişimleri, gerek onunla başlayan koruma amaçlı proje süreçleri, yöre halkının oyuna ve düşüncesine başvurulmaksızın sürdürülmektedir. Yerel oluşumları dışlamanın bir yolu olarak, köylüler arasında ikilik yaratılmakta, toplumsal dinginlik bozulmaktadır.

Yabancılaşma öyle boyutlara ulaşmış ki, AB fonlarından yararlanan TEMA arıcılık projesini yerinde görmek üzere Temmuz 2005’te Macahel’e gelen  AB Komisyonu Türkiye Daimi Temsilcisi Kretschmer’e eşlik eden Artvin valisinin bu ziyareti, önceden  köy muhtarlarına söylenmemiş. Altı köyün muhtarı bu dışlanmışlık için Vali’ye üzüntülerini bildiren bir mektup göndermişler. Vali’nin bu davranışına, onu halkla yüzyüze getirmemek isteyen TEMA yöneticilerinin neden olduğu kanısı hakim. Bunun yanısıra, Biyosfer Rezerv Alanı kararı alınması için UNESCO’ya yapılan başvurudan da Macahellilerin bilgisi olmamış; bu durum Camili Köyler Birliği tarafından, karar çıktıktan sonra bir yazı ile UNESCO’ya bildirilerek kararın iptali istenmiş.

Bu örneklerden de görüldüğü gibi, Macahel dışa açılımın kimi sancılarını yaşamaktadır.

VE BUNDAN SONRA

Yeryüzündeki  biyolojik çeşitliliğin yaşatılması, bozulmamış eko sistemlerin devamının sağlanması, doğal kaynaklardan sürdürülebilirliği zedelemeyen  yöntemlerle yararlanmanın yaygınlaştırılması, doğal ve kültürel gerçekliğin bilgisinin edinilip paylaşılması, tüm insanlığın ortak temel ilkeleri olmalı. Özel çıkar ve rant kaygısıyla  ve  bilinçsiz bir savurganlıkla çevrenin tahrip edildiği bir dönemin artık sonu gelmelidir. Elde kalan tüm doğal ve kültürel zenginliklerin bu anlayış çerçevesinde korunması  elbette çok önemli bir iştir.

Öte yandan, varolan güzelliklerin insanlığın istifadesine sunulması da bir başka güncel tutum  ilkesidir. Zaten ulaşım ve iletişimin olağanüstü geliştiği bir çağda, bu güzellikleri gözlerden ve gönüllerden ırak tutabilmenin olanağı yoktur. Dış aleme  kapalılık, dar bölgecilik, dışlayıcılık ve özellikle bilimsel araştırma ve tanıtıma karşıtlık,  artık geçer akçe olamaz.

Ne mutlu ki Macahelliler, doğayı tahrip edici eğilimlere sahip değiller. Macahel’in gizemli güzelliklerini başkalarına ve bilime kapatma niyetleri de yok. Tam tersine onlar, içinde yaşadıkları o bozulmamış, el değmemiş doğal zenginliğin üzerine titremekte, onu başkalarının da  kendi yürekleriyle sevip, kendi dost gözleriyle tanımasını istemekte; ama aynı ölçüde de Macahel’in rantçılara, şarlatanlara yem olmasından kaygılanmakta, dışlanmaktan ve el yerine   konmaktan yakınmaktalar.

Macahel’deki biyolojik çeşitliliğin ve doğal zenginliğin hiç kuşku yok ki en değerli parçası ve de sürdürücüsü oradaki insanlar. Onların huzuru ve mutluluğu pahasına atılacak hiçbir adımın moral geçerliliği olamaz. Çünkü,  bugün bizleri büyüleyen ve korumaya değer gördüğümüz o doğal cenneti bugünlere eriştirme becerisini gösterenler onlardır. Onlara rağmen, ya da onlardan bağımsız olarak yürütülecek bir koruma hem gereksiz, hem de olanaksızdır. Macahael’in kapılarını turizme, arıcılığa, bilimsel araştırmaya ve nihayet dünyaya açarken, yöre halkının eğilimleri, özlemleri, beklentileri esas alınmalıdır. Bu açılımın hızını, yönünü ve biçimini onlar ve onlardaki düşünsel değişimin kendisi  belirlemeli; nimetlerinden öncelikle onlar yararlanmalıdır. Örneğin dışardan gelerek otel, motel tarzında turistik tesisler kurup işletmeye kalkışmamalı, turizmi köylülerin bizzat yürüttüğü butik aile pansiyonculuğu ölçeğinde ve formunda tutmalıdır. Dağ evi, yazlık, villa, gece kulübü, bar, restoran gibi yapılaşmalara, özellikle de rant peşinde koşanlar eliyle yürütülen doğa kıyımına asla izin verilmemelidir. Arıcılık, balıkçılık, organik tarım da dahil tüm olası üretim ve pazarlama  projeleri, yönlendirici  değil yol gösterici, emredici değil katılımcı, ayırıcı değil bütünleştirici  bir yaklaşımla önerilip özendirilmelidir.

Korumacılık adına getirilen  tepeden inme kural ve yasaklar, önce insanların, sonra da çevrenin  örselenmesine yol açar. Dışsal dayatma, müdahale ve güdümlemeler, Macahellilerin yüzyıllar süren doğa bilincini ve sorumluluğunu köreltir. Giderek onların sevecenliğini, özverili, dayanışmacı ve barışçı toplumsal uyumunu ve ruh güzelliğini bozar.

Macahel güzelini yaşatmanın ve tüm tazeliği, deseni ve rengiyle  insanlığın kalıcı istifadesine sunabilmenin yolu, Macahel’in kaderini Macahellilere bırakmak, eğer elden geliyorsa onlara gereksinim duyduklarında yardımcı olmaktır.

Bu yaklaşımın Macahel’i kayıran ve ona  dokunulmazlık tanıyan sıra dışı bir tutum olduğu söylenebilir. Evet öyle. Ama, keşke Türkiye’de bu ayrıcalıklı tutumu hakeden başkaca Macahellerimiz de olsaydı.

25 Haziran 2006

Muharrem Kılıç - http://www.bilayvakfi.org.tr/macahel.htm



MacahelBizimdir : 08.06.2007 13:04:57 Tarihinde bu mesajı düzenledi..


Marallı
06.06.2007 02:45:14
         
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
» Cevap dutxuri
dutxuri
[Yeni Asker]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 36
Cinsiyet : Bayan
Mesaj sayısı : 6
Giriş sayısı : 15
Puanı : 0

 

  TeşekkürLeRR




...SeVmEk YüReK İsTeR...
30.10.2008 03:51:01
         
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
[1]
                

» Forum istatistikleri
Foruma Açılan son 5 konu
Açan
Forum istatistikleri
Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..
MacahelBizimdir
CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..
Mereta
Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..
Mereta
HESler Enerji İthalatını Düşürdü..
Mereta
Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..
Mereta
Forumdaki 3 Kategoride 10 Forum var, Bu forumlara açılan 60 Konuya 26 Cevap yazıldı..
İyiki Doğdunuz Nice yıllara.. Bugün Doğan yok!
Son Girişler MacahelBizimdir 3005464.dk Önce rgulbin 424181587.dk Önce Mereta 479435867.dk Önce mustafaozbas 480677856.dk Önce arif_08 541260181.dk Önce muhammethuseyin 542417825.dk Önce koza77 542501879.dk Önce Maralli 543101217.dk Önce mereta08 599411559.dk Önce urfamerkez 599519272.dk Önce
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
2002-2016 © Copyright Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Website motorumuz © 2006-2007 ByCafer & Aspsitem tarafindan üretilip gelistirilmistir.
Macahel Bizimdir E-Posta Grubu (Sadece Macahelliler)
E-posta:
Genel