» Macahel Bizimdir İnisiyatifi - Macahel'in ve Macahelli'nin Sesi
Anasayfan Yap Favorilerine Ekle E-Posta Tavsiye Et İletişim Player'i Aç Siteyi Kişiselleştir
   
   
   
 

Ana Sayfa

Yazılar

Dilekçeler

Röportajlar

Haberler

Ziyaretçi Defteri

Bağlantılar

Forum

Resim Galerisi

Videolar

Site Üyeleri

İletişim
 
Üyelik Kullanıcı Adı :  Şifre :  Güvenlik :  Hatırla :    
 
 
Forumdaki Son Cevaplar : Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..(MacahelBizimdir) CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..(Mereta) Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..(Mereta) HESler Enerji İthalatını Düşürdü..(Mereta) Hidroelektrik Enerji ve Çalışma Sistemi..(Mereta) Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..(Mereta) Sözde Çevrecilik..(Mereta) Borçka Köylere Hizmet Götürme Birliği..(MacahelBizimdir) Elektriği Kesilen Köy, Rüzgar Enerjisind..(Mereta) Macahelin Geleceğine Dair Dışarıdan Bir ..(Maralli) Muhalefet Parti Belgelerinde HESler..(Mereta) Yenilenebilir Enerji ve Çevre..(Mereta) MGK Kararlarında HES..(Mereta) HES karşıtlarını fosil yakıt lobisi kışk..(Mereta) Yenilenebilir Enerji Nedir?..(Mereta)
                
» [ MacahelBizimdir.Org Forum ] [ HES Projeleri ] [ Düzenli HES Projesi’ne Karşı Açılan Davayla İlgili Haberlerin Analizi-2 ]
Mereta
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 44
Cinsiyet : Bay
Mesaj sayısı : 46
Giriş sayısı : 64
Puanı : 0
Konudan aldığı puan : 0
Puan verenler
Konuya Puan ver

Yöremizdeki HES Projelerine yönelik olarak, projelerin makul bir sayıda tutulması ve yerel halka ekonomik girdi sağlaması şeklindeki makul eleştirilerin dışında, rantsal ve kısmen ideolojik siyasi çıkarları için yürütülen maksatlı bir HES muhalefetinin olduğu da bilinmektedir. Bu noktada Macahelli bir hemşerimize ait (finansman temini için Kiler Holding ile işbirliği yapan), üretim lisansı da alan Düzenli HES Projesine karşı olarak yürütülen özel bir kampanya da dikkat çekmektedir. Bu amaçla açılan davalarla bağlantılı bazı haberlerin ve haberlerdeki gerçeğe aykırı, propaganda amaçlı ifadelerin, kamuoyunun doğru bilgilenmesi adına değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aşağıda konuyla ilgili bir habere yer verilmiş ve ilgili paragrafların hemen altında gerekli yorumlar yapılmıştır. (Benzer nitelikteki ilk haberin analizi için tıklayınız: http://www.macahelbizimdir.org/Forum.asp?forum=oku&msgid=94 )

Maçahel'de HES Kamu Yararına Uygun Değil!..   

Yazan Filiz ŞAN, Temmuz 23, 2010 18:51  (derelerinkardesligi.org)

Kiler’in Gülkar Enerji Firmasına Ait Düzenli HES Projesi İçin Yapılan Bilirkişi İncelemesi Raporu Açıklandı   

Dünyanın Türkiye’deki Tek Biyosfer Alanı Olan Artvin’in Borçka İlçesine Bağlı Camili Vadisinde Yapılması Planlanan HES projelerinin Kamu Yararı Başta Olmak Üzere İmar Mevzuatına, Planlama Tekniklerine ve Plan Bütünlüğüne Uygun Olmadığı Kaydedildi.

YORUM: Öncelikle haberin başlığıyla verilmek istenen mesaja cevap vermek gerekir. Macahel’deki faaliyetlerin kamu yararına uygun olup olmadığının asli kararını, Macahel’i oluşturan kamuoyu, yani Macahelliler verir. Aklı selim içinde olan ve birilerinin vesayeti altına hareket etmeyen hiçbir Macahelli de bir Macahellinin projesine, Macahel’de istihdam oluşturacak bir faaliyete bu şekilde kökten karşı çıkmamaktadır. Macahelliler, hangi faaliyetlerin yörenin yararına olmadığını daha önce ilan etmiştir. Tema’nın yöredeki ticari faaliyetlerinin ve küresel sömürü statüsü olan biyosfer rezervi statüsünün yörenin yararına olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Haberin girişinde, “Kiler’in Gülkar Enerji Firmasına Ait Düzenli HES Projesi” ifadesi bir yanıltmaca içermekte, sözüm ona projenin Macahelli bir kişiyle olan ilişkisi saklanmakta, proje Artvin-Macahel kamuoyuna yabancılaştırılmak istenmektedir. Oysa bilindiği gibi proje Kiler’in finansman desteği altında Macahelli hemşerimiz Yard. Doç. Dr. Hayrettin GÜLBİN’in yönetim kurulu başkanı olduğu GÜL-KAR firmasınındır.

(Haber Merkezi)- UNESCO’nun, ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan ettiği Artvin’in Maçahel (Camili) Vadisi üzerindeki 8 HES projesinden birisi olan Düzenli HES projesi için Rize İdare Mahkemesi kararıyla yapılan Bilirkişi İncelemesi’nin raporu açıklandı. Açıklanan raporda, Dünyanın Türkiye’deki tek Biyosfer Rezerv Alanı olan Camili Vadisinde yapılması planlanan HES projelerinin ‘kamu yararı’ başta olmak üzere ‘İmar Mevzuatına, planlama tekniklerine ve plan bütünlüğüne’ uygun olmadığı kaydedildi.

Artvin’in Camili Vadisi’nde Kiler Holding’e bağlı 4 enerji şirketinden birisi olan Gülkar Enerji firması tarafından yapımı planlanan 5.05 megavat kurulu gücündeki Düzenli Regülatörü ve HES projesi için Rize İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu ‘yürütmeyi durdurma’ kararının ardından önceki ay içerisinde mahkeme kararı doğrultusunda bölgede ‘Bilirkişi İncelemesi’ yapılmıştı. Proje kapsamında vadi üzerinde bulunan 11 ufak derenin 10 kilometrelik tünellerle HES’e taşınması planlanırken; önceki gün açıklanan Bilirkişi Raporunda bölgede HES yapılmasının kamu yararına uygun olmadığı vurgulandı.

Rize İdare Mahkemesi’nde Artvin İl Özel İdaresi aleyhine açılan 2009/675 Esas Nolu dosyaya sunulmak üzere, İdare Mahkemesi tarafından görevlendirilen ve KTÜ Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cengiz Acar, KTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Osman Üçüncü ile KTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ersin Türk’ten oluşan Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Rize İdare Mahkemesine gönderdi.

YORUM: Macahel’i tanımlamak üzere Unesco’nun ve biyosfer rezervi statüsünün kullanılması anlamsızdır, maksatlıdır. Macahel kamuoyu, yaşam alanlarını sınırlandıran ve tamamen oldubittiyle ilan edilen bu tür statüleri şiddetle reddetmektedir. Bu statülerin Macahel kamuoyunun değil, birilerinin rantsal çıkarlarına hizmet ettiğinin farkındadır. Nitekim Macahelli bir hemşerimizin yatırımında devamlı olarak bu statünün öne çıkarılması, bu statüye karşı çıkılmasının haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Öte yandan Unesco’nun hidroelektrik enerjiyi desteklediği de bir başka ironik gerçekliktir.

İkinci paragrafta tekrar Kiler Holding vurgusu yapılmakta ve Gülkar Firmasının Macahelli bir hemşerimize ait olduğu gerçeği tekrar gizlenerek, mesaj vermeye devam edilmektedir. Eğer konu holdingler temelinde tartışılacaksa, HES’lere karşı yürütülen maksatlı muhalefetin finansal olarak (protesto gösterileri, gösteri malzemeleri, dava masrafları vs.) hangi holdinglerce desteklendiğinin de araştırılıp ortaya çıkarılması gerekir.

Ayrıca bilirkişi raporunda “kamu yararı yok” yargısının bulunması, bilirkişilik görevini aşan, Mahkeme yerine geçen bir değerlendirme olarak görülebilir. 

Doğal Varlıklarımız Yok Ediliyor

Düzenli HES projesi için Artvin İl Özel İdaresi Genel Meclisi’nin 06.07.2009 tarih ve 51 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama imar planının ‘yürütmesinin durdurulması ve iptali’ istemiyle açılan dava için Rize İdare Mahkemesi’ne sunulan Bilirkişi Raporunda, ‘davaya söz konusu HES projesinde olduğu gibi bilimsel dayanaktan yoksun, yalnızca amacına yönelik parçacıl planlarla doğal varlıklarımız yok olmayla karşı karşıya kalacaktır’ denildi.

YORUM: Gerçekten bilirkişi raporunda “davaya söz konusu HES projesinde olduğu gibi bilimsel dayanaktan yoksun, yalnızca amacına yönelik parçacıl planlarla doğal varlıklarımız yok olmayla karşı karşıya kalacaktır” şeklinde bir değerlendirme yapılmışsa, bunun teknik ve uzmanlık gerektiren bir değerlendirme olmadığı açıktır. Özellikle cümledeki  doğal varlıklarımız yok olmayla karşı karşıya kalacaktır” ifadesi, geleceğe yönelik soyut bir tahmin olup, bu tür projelere karşı çıkanların benzer nitelikteki soyut argümanlarını hatırlatmaktadır.

Çevre ve Orman Müdürlüğü Görevini Yapmadı!

Raporda, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü’nün havza bazında koruma-kullanma dengesini belirleyecek gerekli inceleme ve araştırmaları yapması ve çevresel kısıtları ortaya koyması gerektiğine de vurgu yapılırken; Camili Vadisinin Doğu Karadeniz Bölgesindeki kaynak değerleri yönünden oldukça zengin ve diğer doğal alanlara sahip çok sayıdaki en önemli vadilerden biri olduğu, ekolojik, hidrolik, biyolojik ve peyzaj değerleri açısından oldukça önemli bir alan olduğu vurgulandı.

YORUM: Havzadaki geleneksel koruma-kullanma dengesi zaten bellidir ve yöre doğasına hangi faaliyetlerle kimlerin tehdit oluşturduğu Macahellilerce bilinmektedir. Çevre ve Orman İl Müdürlüğünün asıl görevi, yörenin geleceği için kontrolsüz bir biçimde ve belirli rant çevrelerinin lehine gelişen turizm faaliyetlerine dur demesi, gerekli tedbirleri bir an önce almasıdır. Yörenin zengin kaynak değerlerine karşı en büyük tehdit budur. HES’lerin yasal çerçevesi belli iken, bu faaliyetlerin hiçbir kontrolü bulunmamaktadır.

Koruma Öncelikli En Önemli Alan

Türkiye’de Dünyanın Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilan edilen tek bölgenin Camili Vadisi olduğuna dikkat çekilen raporda ayrıca, Uluslararası Çevre Koruma Örgütü (CI), Dünya Bankası (WB) ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından da Dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli karasal ‘Ekolojik Bölgesi’nden biri olarak tanımlandığı; Avrupa-Sibirya Floristik Bölgesinin Kolşik kesiminde kalan bu alanın Batı Avrasya’daki Üçüncü Zamana ait ormanların en önemli sığınak ve reklit alanı durumunda olduğuna işaret edildi.

YORUM: Raporda küresel emperyalist yapılara atıfla bir değerlendirme yapılması anlamsızdır. Macahel’in özgünlüğü ve değerini ortaya koymak için bu tür kuruluşlara atıfta bulunmaya gerek yoktur. Kaldı ki dünyadaki makul çevresel kuruluşların, enerji üretiminde yenilenebilir enerji olarak hidroelektrik enerji üretimini destekledikleri de bir gerçektir. Eğer bu tür kuruluşlar referans olacaksa, o zaman bunların hidroelektrik enerji konusundaki görüşleri de dikkate alınmalıdır. Macahel’in geleneksel koruma-kullanma dengesi yöreyi korumaya yeterlidir. Bu dengeyi bozan, Tema’nın ticari faaliyetleri çerçevesinde gelişen kontrolsüz, kuralsız turizmdir ve bunun çözümü –Macahel Halkının ortak şikayet dilekçesinde vurgulandığı üzere- bu kuruluşun derhal yöredeki faaliyetlerine son verip, yöreyi terk etmesidir.

Uluslararası Sözleşmeler Yok Sayılıyor

Raporda, Anayasa’nın 90. maddesine de gönderme yapılarak, ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir’ ibaresine yer verilerek; Camili Vadisi’nin ulusal ve uluslararası birçok düzenlemeye göre korunması gereken alanlar arasında yer aldığı, 1992’de Rio’da imzalanan ‘Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ ile 1979’da Bern’de imzalanan ‘Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi’ ile AB Katılım Müzakereleri çerçevesinde imzalanan aynı yöndeki sözleşmeden de söz ediliyor.

YORUM: Yapılan bu değerlendirmenin de teknik ve objektif olmadığı görülmektedir. Bahsedilen sözleşmeler, yalnızca Macahel’i değil, tüm Türkiye doğasını kapsamaktadır. Bu sözleşmelerin hiçbiri de çevre dostu olarak kabul edilen HES projelerinin yapılamayacağına yönelik bir yasak hükmü içermemektedir. Eğer öyle olsaydı Türkiye’nin hiçbir yerine hidroelektrik santralinin yapılmaması gerekirdi ve mevcut tüm barajların sözleşmelere aykırı olduğunu ileri sürmek icap ederdi. Elbette her faaliyette olduğu gibi HES projelerinin yapımında da çevreye duyarlı olunması şarttır. Çevrenin korunmasına ilişkin mevzuat da bunun için vardır. ÇED raporlarının amacı da budur. Tüm bu mevzuatın varlığı, uluslararası sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiğini göstermeye yeterlidir. Ayrıca AB’nin gerekçe gösterilmesi de bir çelişkidir. Zira Unesco gibi, AB de enerji üretiminde HES’leri desteklemektedir. Konuyla ilgili bilimsel makalelerde bunlar yazılıdır.

Klasik ve Amaca Yönelik Planlamalar Bilimsel Dayanaklardan Yoksun

Proje, raporda hidrolik ve inşaat teknikleri açısından da değerlendirilirken; yapılan çalışmaların oluşturduğu geri dönüşümsüz zararlar ile yapılacak çalışmaların oluşturacağı tehdit ve tehlikeler de sıralanarak, fotoğraflarla destekleniyor.

Toplam 12 sayfalık Bilirkişi Raporu’nun sonuç bölümünde ise söz konusu çalışma ve planlamaların, ‘doğal/kırsal’ bir alanın planlanmasının sürdürülebilir bir planlama anlayışına uygun olmadığı, bilimsel dayanaktan yoksun HES projelerinin, yalnızca amacına yönelik klasik ve parçacıl planlama anlayışıyla doğal varlıklarımızı yok olmayla karşı karşıya getirdiğine dikkat çekiliyor.

Dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgelerle birlikte bölgenin bütün ayrıntılarıyla ele alındığı raporun son bölümünde ise, “Bu yönleri ile dava konusu Artvin İl Özel İdaresi Genel Meclisinin 06.07.2009 gün ve 51 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 nazım ve 1/1000 uygulama imar planının, planın kapsadığı alan, yakın çevresi, hidroelektrik santrali kurulacak olan alan, çevrenin flora ve faunası, habitatı dikkate alındığında, imar mevzuatına, planlama tekniklerine, plan bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olmadığı görüş ve kanaatindeyiz” denildi.

YORUM: Eğer rapor belirtildiği şekilde bir sonuçtan ibaretse, raporda somut bir bilimsel tespitin yapılmadığı, genel değerlendirme ve tahminlere yer verildiği anlaşılmaktadır. HES projeleri, makul bir sayıda tutulmak şartıyla ve yerel halkın katılımının olduğu bir perspektifte, örnek bir sürdürülebilir kalkınma modeli oluşturabilir. Dolayısıyla Macahel gibi “doğal/kırsal” ve ekonomik açıdan geri kalmış bir yöre için, bu projelerin özel olarak, yerel halkın yararına olacak şekilde organize edilmesi, gerçek anlamda örnek bir planlama olacaktır. Bu anlamda bütüncül bir planın yapılması gerektiği doğrudur, ancak bu planlama HES’lerin yapılmaması hedefiyle değil, makul bir çerçevede, yöre yararına yapılması şeklinde olmalıdır. Fakat somut olay bakımından Düzenli HES projesine yönelik olarak parçacıl bir değerlendirme yapılması son derece doğaldır. Dolayısıyla rapordaki tespitler, idarenin planlama politikalarına yönelik genel, ileriye dönük bir eleştiri niteliğini taşımaktadır. Bu bağlamda raporda bahsedilen kamu yararının da belirtilen çerçevede düşünülmesi gerekir. 

Kiler Holding Enerji ve Petrol Sektöründe

UNESCO’nun, ‘Dünya Biyosfer Rezerv Alanı’ ilan ettiği Camili Vadisi üzerindeki 8 HES projesinden birisi olan ve Kiler Holding’e bağlı 4 enerji şirketinden birisi olan Gülkar Enerji firması tarafından yapımı planlanan 5.05 megavat kurulu gücündeki Düzenli HES projesi için vadi üzerinde bulunan 11 ufak derenin 10 kilometrelik tünellerle taşınması planlanıyor.

Başbakan Erdoğan ile AKP’ye yakınlığı ile bilinen Kiler Holding’in Artvin Camili’deki Düzenli HES projesinin yanında Ekol Enerji, Nur-tek Enerji, ve Özbey Enerji firmaları ile de HES projelerini sürdürüyor. Kiler Holding’in çatısı altındaki enerji firmaları Camili HES’in dışında Antalya Bulgular-Gebeş HES, Erzurum Tortum-II HES, Muş Akhes HES ve Muş Eralan HES projeleri ile enerji üretim kapasitesini 450 milyon Kwh olarak planlamakta, 2 yılda ise bu rakamı 1 milyar Kwh’e çıkarmayı ve enerji sektörüne 500 milyon Dolar yatırım yapmayı planlıyor. Kiler Holding, enerji üretimin yanında ayrıca petrol arama çalışmalarına da el atarak Türkiye’de 7 ayrı bölgede petrol arama ruhsatı almış.

YORUM: Haberde tekrar dönüp dolaşıp Unesco ve biyosfer rezervi tanımlaması kullanılmakta ve nihayet Kiler holdingle ilgili açıklamalarla bu şirkete yapılan vurgunun amacı ortaya konulmaktadır. Kiler Holding Başbakanla ve iktidar partisiyle ilişkilendirilerek, şirketin ticari itibarına sözde gölge düşürülmek istenmektedir. Esasen bu açıklamalar, yürütülen HES muhalefetinin siyasi ve ticari arka planının da ipuçlarını göstermektedir. Asıl amacın doğayı koruma olmadığı, çevrecilik maskesi altında iktidar karşıtlığı ve ticari rekabet olduğu anlaşılmaktadır.

Dünyanın Biyosfer Rezerv Alanı HES’lere Açıldı

Rize İdare Mahkemesi’ne sunulan Bilirkişi raporunu değerlendiren Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, Maçahel’e UNESCO tarafından verilen ‘Biyosfer Rezerv Alanı’ statüsünü tanımasına karşın, Biyosfer Rezerv Alanlarının nasıl korunacağına dair yönetmeliği çıkarmadığına dikkat çekerek; “Yönetmelik çıkmayınca da ülkenin prestiji olabilecek Maçahel'in nasıl korunacağı belirsizleşiyor. Böyle olunca da Maçahel’de 8 adet HES için izin verilebiliyor. Diğer yandan, örneğin korunan alanlar listesi içinde ÇED Yönetmeliğinde Dünya Biyosfer Rezerv alanlarından bahsediliyor ama sıra HES’e gelince ‘yönetmeliği yok’ diye ÇED süreçlerinde ‘ÇED Olumlu’ veya ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararları verilebiliyor. Bilirkişi incelemesi yapılan proje ÇED’den muaf. Yani hem ÇED’den muaf, hem Biyosfer Rezerv Alanında, hem de 11 derenin suyunu toplayan ve bu sebeple de benzerlerinden ayrılan bir proje” dedi.

YORUM: Avukatın bu sözleri, diğer haberde de aynen yer almaktadır. Dolayısıyla oradaki yorumlar burada da geçerlidir. Biyosfer rezerv alanı ilanı, Macahel’in yararına olmayan, yaşam alanlarını sınırlayan, halkın karşı çıktığı bir statüdür. Bu statü, yalnızca turizmden rantsal kazanç sağlayanların çıkarınadır. Çevre ve Orman Bakanlığı, yönetmelik çıkarmak şöyle dursun, derhal bu statüyü iptal etmelidir. Zamanında malum çevrelerin yönlendirmesi altındaki bazı bürokratların girişimiyle ilan edilen bu statünün, yine aynı çevrelerce nasıl bir engel olarak ortaya konulduğunu görmeli ve bu hatasını en kısa sürede düzeltmeli, statüyü iptal ederek veya halkın geleneksel koruma-kullanma dengesini yönetmelik haline getirerek, rant çevrelerine dur demelidir. Avukatın, hem bilirkişi incelemesi yapılan projenin ÇED’den muaf olduğunu söylemesi hem de somut olayla ilgili olarak ÇED niçin aranmıyor demesi hukuki tutarlıktan yoksundur. İlgili mevzuatın düzeltilmesi ile somut bir olayın değerlendirilmesi ayrı konulardır. Kamuoyu doğru bilgilendirilmelidir.

Sözün Bittiği Yerdeyiz…

Söz konusu projenin ÇED’den muaf tutulmuş olması nedeniyle proje hakkında ‘imar planının iptali, orman tahsis izninin iptali ve toprak koruma projesi’ ile ilgili Artvin Tarım İl Müdürlüğü’nün işlemlerini dava konusu ettiklerini anlatan Okumuşoğlu, “Proje ÇED’den muaf olsa bile Çevre Kanunun 1 ve 3 maddeleri gereği her türlü çevresel riskler dikkate alınmalıydı. Alan üstelik Türkiye’deki tek Dünya Biyosfer Rezerv Alanı. Yani Çevre ve Orman Bakanlığı, Dünya Biyosfer Rezerv Alanını dahi HES’lere açmışsa, üstelik ÇED’den de muaf tutmuşsa geriye diyecek ne kaldı. Bu, sözün bittiği yerdir” şeklinde konuştu.

YORUM: Avukatın kendisinin sözün bittiği yerde olduğu açıktır. Zira hukuki anlamda HES’lerle ilgili söyleyebileceği bir söz yoktur. Yasal mevzuat ortadadır. Çevre Kanunu, herkes ve her faaliyet için geçerli genel bir kanundur. Eğer ileri sürdüğü anlayış esas alınırsa, yöredeki kontrolsüz turizm faaliyetlerine derhal son verilmelidir. Çünkü bu faaliyetler, çevre için en somut riskleri barındırmaktadır ve kendi deyimiyle bu riskli faaliyet biyosfer rezerv alanında yapılmaktadır. Kendi anlayışına göre önemsediği biyosfer rezerv alanında hiçbir kuralı olmayan turizm faaliyetlerine acaba nasıl izin verilmektedir? Hem de bu faaliyetleri avukatlığını üstlendiği sözde çevreciler yapmaktadır! Sözün bittiği bir yer varsa o da bu yerdir!

Valilik İmar Planına İtirazı Reddetti

Dava konusu İmar Planlarına Maçahellilerin de itiraz ettiğini, itiraz üzerine yapılan değerlendirmede Artvin Valiliğinin söz konusu HES projesinin bölgede istihdam yaratacağı gerekçesi ile itirazları reddettiğini anlatan Okumuşoğlu, “İmar planlarına; şehircilik esaslarına, planlama ilkelerine aykırı olması gerekçe gösterilerek yapılan itirazı, istihdam yaratacağı gerekçesi ile reddeden Valiliğin işleminin iptali davasıdır işte bu dava. Bilirkişiler, Valiliğin onayladığı planların nasıl da planlama anlayışından uzak olduğunu raporları ile ortaya koymuşlardır. Bu projede 11 derecik borulara alınacak. Macahel gibi bir yerin ve vadiye can veren 11 dereceğin 10 km boyunca borulara hapsedilip, yollar açıp, ağaçlar kesip, hafriyatları şevlerden aşağı bırakılacaktır. Bütün bunları yaparak 5 megavat elektrik üretme hedefinin nasıl bir kamu yararı vardır anlamak mümkün değildir. Söz konusu olan HES olunca bütün mekanizmalarının kilitlendiği bir yasal düzende doğa koruma mücadelesi veriyoruz” ifadelerini kullandı.

YORUM: Burada avukat, hukuki geçerliliği olan sözleri bulamadığından olsa gerek, tribünlere yönelik politik sözler söylemektedir. Aklı selim içinde ve birilerinin vesayetinde olmayan hiçbir Macahellinin, hemşerilerinin projesine yönelik bu anlamda bir itirazı yoktur. Kendi maksatlı muhalefetlerine Macahellileri dahil etmeye çalışmak boşunadır. Artvin Valiliği, HES’lerle ilgili yasal mevzuatı uygulamakla yükümlüdür. Projenin kısa ve uzun vadede bir istihdam yaratacağı gerçektir. Yöre halkını bu tür projelere teşvik ederek, dolaylı bir istihdam oluşturması da söz konusudur. Bilirkişilerin raporlarının ne anlam ifade ettiği yukarıda açıklanmıştır. Macahel vadisinin, yaşam alanlarının dışındaki 11 küçük suya bağlı olduğunu ileri sürmek, hatta bunların borularda hapsedildiğini belirtmek gülünçtür. HES Projeleri, Çevre ve Orman Bakanının deyimiyle suları yutup, yok etmemektedir. Yalnızca suları elektrik üretiminde kullanıp, tekrar doğaya bırakmaktadır. Burada yapılan muhalefetin doğa koruma mücadelesi amacı taşımadığı, yukarıdaki açıklamalardan anlaşılabilir. Öyle olsaydı öncelikle kontrolsüz turizme karşı aynı tavır gösterilirdi.

Hukukun Üstünlüğü Zedelenirse AHİM Yollarına Düşeriz

Okumuşoğlu açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ülkenin en önce korunması gereken Vadisi’nin, bu ve diğer 7 proje ile telafisi imkansız zararlar görecekken ve idari prosedürü tamamlandığından yargıya taşınan ve halen de yürütülmesi durdurulmuş iki adet HES projesine rağmen bir diğer proje olan Uğur 1-2 HES’in de ÇED süreci devam etmekte. İdare ise sanki hiç bir şey yokmuş, insanlar mutlu mesutmuş, yasal alt yapı tamammış gibi ve üstelik  pek çok mahkeme kararına rağmen, halen de bu vadide ve diğer pek çok vadide ÇED süreçlerini devam ettiriyor. Bu anlayışının yanlış olduğunu, ülkenin tüm değerli ekosistemlerini yok edecek projelere imza koyduklarını defalarca kendilerine iletmemize, defalarca verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen ÇED süreçlerini devam ettiren Çevre ve Orman Bakanlığı'na bizim artık söyleyecek sözümüz de kalmamıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı, mahkeme kararları ile hakkında yürütmeyi durdurma verilen, iptal edilen projeler için bile halen yeni ÇED süreçlerini devam ettiriyor. Anayasanın 138. maddesi varken, ‘hukuk devletiyiz’ derken, geldiğimiz noktada aldığımız mahkeme kararlarının uygulanmadığı, her alınan mahkeme kararından sonra yeni yeni idari işlemlerle projelerin yenilendiği bir süreç ile karşı karşıyayız. İdarenin hukuk devleti ilkesini ihlal ettiği her bir eylem ve işlemi için AHİM’ye başvurmayı düşünüyoruz. Diğer yandan mahkeme kararlarının uygulanmadığı her bir durumda ilgili kamu görevlileri hakkında hem cezai hem de tazminat yönü ile hukuki girişimlere başlama kararı aldık.”

YORUM: Bu açıklamalar da önceki haberde aynen yer almaktadır, gerekli değerlendirme yapılmıştır. Avukat, HES’lerle ilgili somut hukuki bir dayanak bulamayınca, bu defa hukuk devleti gibi soyut-genel ilkelere dayanmaya çalışmaktadır. HES’lerle ilgili yasal mevzuat ortadadır ve idare de bu yasal mevzuata göre işlem tesis etmektedir. Aynı hukuki dayanak çaresizliğinden olsa gerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitmekten dem vurmakta ve yasaları uygulayan kamu görevlilerini de cezai-tazminat sorumluluğu tehdidiyle baskı altına almaya çalışmaktadır.



Mereta : 03.08.2010 14:01:34 Tarihinde bu mesajı düzenledi..


..
03.08.2010 13:58:58
         
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
                

» Forum istatistikleri
Foruma Açılan son 5 konu
Açan
Forum istatistikleri
Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..
MacahelBizimdir
CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..
Mereta
Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..
Mereta
HESler Enerji İthalatını Düşürdü..
Mereta
Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..
Mereta
Forumdaki 3 Kategoride 10 Forum var, Bu forumlara açılan 60 Konuya 26 Cevap yazıldı..
İyiki Doğdunuz Nice yıllara.. Bugün Doğan yok!
Son Girişler MacahelBizimdir 3005367.dk Önce rgulbin 424181490.dk Önce Mereta 479435770.dk Önce mustafaozbas 480677759.dk Önce arif_08 541260085.dk Önce muhammethuseyin 542417728.dk Önce koza77 542501782.dk Önce Maralli 543101120.dk Önce mereta08 599411462.dk Önce urfamerkez 599519175.dk Önce
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
2002-2016 © Copyright Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Website motorumuz © 2006-2007 ByCafer & Aspsitem tarafindan üretilip gelistirilmistir.
Macahel Bizimdir E-Posta Grubu (Sadece Macahelliler)
E-posta:
Genel