» Macahel Bizimdir İnisiyatifi - Macahel'in ve Macahelli'nin Sesi
Anasayfan Yap Favorilerine Ekle E-Posta Tavsiye Et İletişim Player'i Aç Siteyi Kişiselleştir
   
   
   
 

Ana Sayfa

Yazılar

Dilekçeler

Röportajlar

Haberler

Ziyaretçi Defteri

Bağlantılar

Forum

Resim Galerisi

Videolar

Site Üyeleri

İletişim
 
Üyelik Kullanıcı Adı :  Şifre :  Güvenlik :  Hatırla :    
 
 
Forumdaki Son Cevaplar : Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..(MacahelBizimdir) CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..(Mereta) Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..(Mereta) HESler Enerji İthalatını Düşürdü..(Mereta) Hidroelektrik Enerji ve Çalışma Sistemi..(Mereta) Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..(Mereta) Sözde Çevrecilik..(Mereta) Borçka Köylere Hizmet Götürme Birliği..(MacahelBizimdir) Elektriği Kesilen Köy, Rüzgar Enerjisind..(Mereta) Macahelin Geleceğine Dair Dışarıdan Bir ..(Maralli) Muhalefet Parti Belgelerinde HESler..(Mereta) Yenilenebilir Enerji ve Çevre..(Mereta) MGK Kararlarında HES..(Mereta) HES karşıtlarını fosil yakıt lobisi kışk..(Mereta) Yenilenebilir Enerji Nedir?..(Mereta)
Menü
Tanıtım
Camili (Macahel) Yöresi
Yöre Köyleri
Camili Köyler Birliği
Yöre Tarihi
Yöre Ekonomisi
Yöre Nüfusu
Yöre Yemekleri
Yöre Edebiyatı
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Faaliyetler / Araştırmalar
Yol Sorunu
GEF-II Projesi
Biyosfer Rezervi
Macahel'de Turizm
Macahel Projesi
Organik Tarım
HES Projeleri
Arıcılık
Festival
Yazılar
Köşe Yazıları
Yeni Eklenen 10 Yazı
En Sevilen 10 Yazı
Ziyaretçi/Linkler
Ziyaretçi Defteri
Bağlantılar
Yaşam/Eğlence
Televizyon/Radyo
Oyunlar
MacahelBizimdir.Org
Hava Durumu
Artvin
Ankara
İstanbul
İzmir
MacahelBizimdir.Org
Ulusal Haberler
MacahelBizimdir.Org
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : SuatUZUN
Bugün : 0
Dün : 0
Kayıtlı üye : 250
Banlanmışlar : 0
Onay bekleyen : 0
Site sayacı
Bugün Tekil : 737
Bugün Çoğul : 737
Bugün Toplam : 1474
Dün Tekil : 1727
Dün Çoğul : 1727
Dün Toplam : 3454
Genel Tekil : 6579507
Genel Çoğul : 6591665
Genel Toplam : 13171172
MacahelBizimdir.Org
» Camili Köyler Birliği Başkanı (MBİ. Onur Üyesi) Hasan ŞEKER

Hasan ŞekerCamili Köyler Birliği Başkanı (MBİ. Onur Üyesi) Hasan ŞEKER: “Yöneticisi, hazırlayıcısı biz olduğumuz müddetçe her projeye destek oluruz

MacahelBizimdir.Org (MBO.): Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Maral İlkokulu, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü ve Camili Köyler Birliği Başkanlığı…

Hasan Şeker (HŞ.): Maral Köyü doğumluyum. Eğitimime, Maral Köyü’nde Mehmet Ali Zengin İlkokulu’nda başladıktan sonra, ortaokulu Camili’deki ortaokulda bitirdim ve liseyi ise Borçka’da okudum. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldum. Halen Maral Köyü’nde ikamet ediyorum. Hayatımızı arıcılık yaparak, ticaretle meşgul olarak sürdürüyoruz. Saf Kafkas Arıcılık Ltd.Şti.’nin de müdürüyüm.

MBO.: Son olarak da Camili Köyler Birliği’nin başkanlığını yürütüyorsunuz…

HŞ.: Evet, hasbel kader böyle bir görevi tevdi ettiler, yürütmeye çalışıyoruz.

MBO.: Bu tanıtım aşamasından sonra Camili Köyler Birliği’nin ortaya çıkış sürecine gelmek istiyoruz. Kuruluş sürecini az çok sitenizdeki (www.camilibirlik.org) açıklamanızdan biliyoruz. Bizim sormak istediğimiz, böyle bir kuruma neden ihtiyaç duyuldu, bunun amacı, hedefi nedir?

Camili Köyler Birliği önemli bir ihtiyaçtı… Diğer ortak girişimler başarısızdı…

HŞ.: Yöremizdeki gelişmelerde yöremizin ortak sesini yansıtacak bir kuruma ihtiyaç vardı. Bu gelişmelerde köylerimiz arasında bir köprü kurulamadığı için bu yönde devamlı bir eksiklik vardı. Bu bağlamda İstanbul’daki Vakıf bir şube açmayı düşünüyordu, olmadı. Borçka’daki Dernek ise, aslında Dernek çok büyük ümitlerle kurulmuştu, ancak onun da maalesef birilerinin güdümünde olduğu imajı hakim oldu, kendileri istemese de böyle bir imaj ortaya çıktı. Bu yüzden bu konuda bir ihtiyaç, arayış vardı. Hatta geçen yıllarda sitenizde yayınlanan yazımda, Camili Halkının böyle bir ihtiyacının olduğunu ve bir şekilde bu ihtiyacın giderileceğini, bir çıkış noktası bulunacağını orda yazmıştım. Sonraları Muhtarlar Birliği önerisi ortaya atıldı. Bundan başka GEF-II Projesiyle bağlantılı olarak, köy temsilcileri seçilmek suretiyle bir şey oluşturulmaya çalışıldı.  Buna ben baştan karşı çıkmıştım. Çünkü bizim daha GEF-II Projesinin ne olduğu hakkında bilgimiz olmadığı halde böyle bir şey oluşturulmak isteniyordu. Buna rağmen böyle bir oluşum gerçekleşti, ben de vardım temsilciler arasında. Doğru dürüst bir toplantı yapılmadı, yapılan toplantılarda da bir sonuca varılmadı. Ancak Proje Yönetim Birimince bu durum, başarılı bir yönetim oluşturuldu şeklinde gösteriliyordu.

MBO.: Peki bu köy tüzel kişilikleri neden yeterli görülmedi, neticede her köyde bir muhtar ve ihtiyar heyeti var… Bunlar, bu haliyle birlikte hareket edemezler miydi?

HŞ.: Birlikte hareket edememenin yanı sıra, muhalif hareket eden, değişik isteklerde bulunan muhtarlarımız vardı. Her köyün kendine özgü sorunları var. Mesela GEF-II Projesi geçen yıllarda, tüm köylerdeki yaylalara, yollarının tek bir yerden gitmesini dayatıyordu. Biz ise Maral ve Uğur köylerine bir yerden, Efeler tarafındaki yaylalara ise oradan yol yapılmasını savunuyorduk. Muhtarlar ve halk bunu istemiyordu. Bir Uğur Köylünün yaylasına gitmek için, önce Camili’ye, ordan Gorgit yaylasına, orada İnda Tsvindaya çıkıp, Meretaya, oradan kendi yaylalarına geçmesi tam anlamıyla işkence gibi bir şeydi. Böyle bir şey dayatılıyordu.

MBO.: Sorduğumuz soruyla bağlantılı olarak, dediğiniz yol hususunda farklı istekler mi söz konusuydu, muhtarlar arasında?

HŞ.: Tek yol olarak Efeler güzergahı seçildiği için, oradaki muhtarlar buna sıcak baktı doğal olarak. Ama bu yol Maral ve Uğur için çok tersti ve buna olumlu bakmadılar. Hatta o güzergah açısından da Kayalar köyü ile diğer üç köy arasında uyum olmadı. Bu ihtilaf sonucunda, Maral Muhtarının Köy Hizmetlerine başvurması üzerine, ayrı ayrı yerlerden yollar yapılmaya başlandı. Bu gibi ihtilaflar dolayısıyla GEF-II tarafından köy temsilcileri öngörüldü, başarılı olmasa da biz işlerimizi yürütelim düşüncesiyle böyle bir oluşuma gidildi. Camili Köyler Birliği ise, açıkça belirtmek gerekirse, bu isimle, bizlerin düşüncesi ve özellikle sizlerin araştırmaları sonucu ortaya çıkmıştır. Hatta tüzükte hukuken nelerin yer alması gerektiğini sizler araştırıp ortaya koydunuz. Bunu birileri farklı amaçlarla sahiplenmeye çalıştığı için söylüyorum. Yoksa bunu kimin düşündüğü vs. önemli değil, önemli olan ortaya çıkan sonucun insanlarımız için hayırlı olması ve bu Birliğin Macahel havzasındaki insanlara bir hizmet sunabilmesidir. Amacımız muhakkak ki budur.

MBO.: Kuruluşta ne gibi zorluklarla, engellerle karşılaştınız?

Birliğin kurulmasını istemeyenler, kurulmasına engel olmaya çalıştılar…

HŞ.: Şu tip zorluklar oldu. Kimi muhtarlarımız bu oluşumun altına imza atmalarına rağmen, sonradan, ne olduğunu bilemiyoruz, yetkilerinin kısıtlanacak olmasından endişe mi duydular ya da başka bir şey mi oldu veya kimseyi suçlama istemiyorum ama ufak tefek çıkarlar nedeniyle de olabilir, bundan uzak durmaya başladılar. Mesela kuruluş faaliyetlerini Sn. Maral Köyü muhtarımız üstlenmişti. Yöredeki tüm halk Camili’de toplantıya davet edilmiş ve halkın yüzde doksanı bu toplantıya katılmıştı. Bu toplantıda böyle bir birliğin kesinlikle kurulması yönünde bir karar alınmıştı. Bunu takiben, ben ve Hüseyin Dursun sizlerin yaptığı araştırmadaki hususlara göre bir tüzük hazırlamıştık. Tüzük üzerinde sonra birkaç değişiklik yine yapıldı. Örneğin Macahel kelimesi nedeniyle tüzük birkaç kez değişikliğe uğradı. Bunun dışında da birkaç nedenle değişiklik yapıldı. Bunun ilgili yerlere gönderilmesini Hasan Şimşek üstlenmişti. Tüzük Bakanlar Kurulunca onaylandıktan sonra, üç ay içerisinde yönetimin oluşturulması gerekiyordu. Hasan Şimşek durumu muhtarlara bildirdi. Bu kuruluşa karşı çıkan muhtarlar bunu geciktirmek istedi. Meclis üye seçimlerinin yapılıp, isimlerin gönderilmesi gerekiyordu. Sonuçta yasal sürede yönetimi oluşturmak için toplantılar yapıldı ve gerekli organlar oluşturuldu. Kuruluşta böyle bir zorluk oldu. Ondan sonra bazıları muhalefet yapmaya başladı…

MBO.: Faaliyet aşamasını ayrıca soracağız. Peki, bu engellemede yöre dışı kuruluşların etkisinin olduğunu düşünüyor musunuz?

HŞ.: Muhakkak vardır. Yörede istenmeyen kuruluşların bundan etkisi olduğunu düşünüyorum. GEF’in de Tema’nın da etkisi vardır. Hatta duyumlarımıza göre Derneğin de bu konuda etkisinin olduğunu, kurulmasını istemediğini biliyoruz.

MBO.:Peki niçin yöremizi temsilen böyle bir kuruluşun kurulmasını istememiş olabilirler? Bu kuruluşun öncülüğünü sizlerin yapması mı, kişisel bir çekişme mi?

HŞ.: Hayır. Bunun öncülüğünü kimin yaptığı önemli değil. Ben şunu zannediyorum ki, şu anda kurulan bu kuruluş, Camili Köyler Birliği, gerçekten bu havzaya hitap eden ve bu havzanın yüzde yüzünü temsil etme yapısını taşıyan bir niteliğe sahiptir. Muhtarlar seçilmiştir, bu kuruluş seçilmişlerin seçilmişidir. Muhtarların yanı sıra köylünün en güvendiği insanlar Meclis üyesi olarak seçilmiştir. Gelecek seçimde zaten Muhtarların yanı sıra Birlik üyeleri için de sandığa gidilecektir.

MBO.: Faaliyet aşamasında ne gibi zorluklarla karşı karşıyasınız? Muhtarlar, köy tüzel kişilikleri yetkilerini devretmeye alışabildiler mi veya eski alışkanlıklarına dayanarak Birliğe devrettikleri yetkileri halen kullanıyorlar mı, Birlik-köy ilişkisi ne şekilde, sorun var mı?

Başkanın kim olduğu önemli değil, önemli olan Camili İnsanına hizmet götürebilmek!

HŞ.: Şu anda Birlik hakkında yeterince bilgi sahibi olmamaları,  bu nedenle yeterli ilginin gösterilmeyişi gibi nedenlerle gerek halkımız gerekse muhtarlarımızla bazı sorunlar yaşıyoruz. Muhtarlarımızla olan sorunumuz şu; muhtarlarımız maalesef Birliğin muhtarlar üstü kuruluş olduğunu, daha geniş yetkilere sahip olduğunu bilemiyorlar veya alışamıyorlar. Şöyle bir şey gözlemliyorum: Hasan Şeker olarak 10 yıldır buralarda ticaretle uğraşıyorum, servisçilik de yaptım. Bu nedenle çok da sevilen veya öne çıkarılmak istenen bir kişi değilim. Bir de dünya görüşümüz ve yöre dışı kuruluşlara karşı duruşumuz da bunda etkili oluyor. Bu yüzden hazmedilemiyoruz maalesef. Ben her defasında, bu başkanlık konusunda, Birliği yürüten insanlar konusunda hep söylediğim, bunun birkaç kişi tarafından yönetilmesi değil, bu kuruluşa herkesin sahip çıkmasıdır. Yoksa bunun başında Hasan Şeker veya bir başkasının olması önemli değil. Önemli olan Camili Köyler Birliği olarak Camili havzasındaki insanlara belli bir hizmet götürebilmektir.

MBO.: Birliğin birtakım faaliyetler yapabilmesi için finansmana ihtiyacı olduğu açık. Bu sorunu nasıl aşmayı düşünüyorsunuz? Bütçe kaynaklarını nelerdir?

Birliğin finansmanına ilişkin düşünce ve projeler…

HŞ.: Açıkçası şu anda hiçbir kaynağımız yoktur. Ancak düşündüğümü projeleri gerçekleştirebilirsek gerçekten önemli bir kaynağa sahip olacağız. Ama buna herkesin inanması, destek olması lazım. Herkes buna sahip çıkmalı ki bu Birlik hem finans yönünden hem hizmet yönünden başarıya ulaşabilsin. Gerek muhtarlarımızın, gerek temsilcilerimizin gerekse halkımızın buna duyarlı olması gerekir. Finansal olarak, burada üretilen malların toplu olarak satılması ve bundan pay alınmasını düşünüyoruz, buna ilişkin karar da aldık. Mesela ilk etapta, geçiş aşamasında tecrübe edelim diye yönetim kurulu olarak Meclise şöyle bir şey önermiştik; kabak çekirdeğinin pazara tek elden sunulması ve bunun için de havzanın kabak çekirdeği üretim miktarının araştırılmasını önermiştik. Ancak buna maalesef Meclis üyeleri duyarsız kaldı. Hatta fiyatta önermiştim. Şu anda kabak çekirdeğinin fiyatı 1.300 milyon lira, bunu 2 milyona satabilirim demiştim. Sadece 100 bin lira Birliğe pay ayırsak yeterli demiştim, ortalama 2 ton olsa bu yeter diye düşünmüştüm. Meğerse gerçek üretim 3 tonmuş. Vatandaşın 1.300 e sattığı çekirdeği, ben 1.800 e satmıştım, ama benim sonuçta 20 kg çekirdeğim vardı. Birlik olarak 3 ton elimde çekirdek olsaydı, bunu 2 milyona rahatlıkla satabilirdim. Bunda 100 bin lira Birliğin kazancı olurdu, vatandaşın da 600 bin lira kazancı olacaktı. Ancak önerim yeterli desteği görmedi. Fakat zamanla keşke böyle yapsayık diyenler çok oldu. Bundan başka bal üreticilerinden yarımşar kilo bal vermek suretiyle ilk etapta Birliğe gelir sağlama olabilir. Her zaman için halktan bir şey almayı planlamıyoruz, ama ilk kuruluş aşamasında böyle bir desteğe ihtiyacımız var.

MBO.: Kuruculardan aidat alınması söz konusu değil mi?

HŞ.: Kuruculardan yıllık onar milyon alınması öngörüldü. Onu da yarısı maalesef vermedi. 30 kişiden 150 milyon ancak topladık. Şu anda faaliyetleri tamamen kişisel harcamalarımızla yürütmeye çalışıyoruz.

MBO.: Peki genel olarak yöre için ne gibi projeleriniz var, örneğin tarım, arıcılık, turizm konusunda ve tabi ki yöremizin kronik hale gelmiş yol vb. sorunları hakkında…

Organik tarım projesi ve Birliğin konuyla ilgili önemli kararı…

HŞ.: Tarım konusunda, yöremizde en çok üretilen ürün olarak fındık öne çıkıyor ki takriben 300 ton üretim söz konusu ve bunun zamanla artması ve 500 tona çıkması mümkün. Bu noktada bir pazar birliği yapalım dedik. Çünkü fındığımız istikrarlı olarak yüzde elli randımanın üstünde, ortalama yüzde elli dördün altına düşmeyen bir verime, kaliteye sahip. Bunu tek elde pazarlayabilirsek, normal fiyatından bir milyon daha fazlaya satabiliriz dedik. Fazla sattığımızın yarısını da Birliğe aktaralım önerisi yaptık. Bu öneri Meclis tarafından kabul edildi ve bunun çalışması yapılıyor. Bunun üzerine karşımıza şöyle bir şey çıktı. Fındık konusunda sertifikalı bir şekilde faaliyet gösteren iki kuruluş, belli kişilerle sözleşme yapmış, kendisine bağlamış, bunların kendilerine satılması ve pazara organik ürün olarak sunulması konusunda. Böyle bir şey karşımıza çıkınca, biz dedik ki Birlik olarak bir iş yapılacağı zaman, köyümüzün en ücra köşesindeki insana da bir fayda gelsin, yoksa herkes kişisel olarak kendi işini en iyi yapabilir, önemli olan bu gibi insanların da böyle şeylerden faydalanmasıdır. Bu yüzden dedik ki, madem böyle bir sertifika işi var, bir de suni gübre kullanımı birtakım kirliliklere yol açıyor, biz yıllarca bu doğayı güzel bir şekilde korumuşuz, bunu devam ettirmek, organik üretimi destek olmak için Camili’de üretilen her ürünün organik olduğu tescil edilsin, sertifikası verilsin.

MBO.: Ancak bu tescili birtakım kuruluşlar yapıyor ve bu da belirli bir para gerektiriyor. Bu finansmanı nasıl sağlayacaksınız?

HŞ.: İşte bu konuda Sn. Süleyman Karagülle’nin daha önce sunulan birtakım projeleri vardı.

MBO.: Organik tarımla mı ilgili?

HŞ.: Hayır, sadece organik tarım değil de tüm Macahelle ilgili projeler vardı. Bu projelerle ilgili olarak Ankara’dan bir müsteşar geldi. Bu müsteşarın önerisi, organik tarım sertifikasının alınması yönündeydi. Burada en çok üretilen bal ve fındıktır, bunun sertifikasyonu için 7-8 milyar para gerekiyor, bunun finansmanını da Tarım İl Müdürlüğü yapsın demişti. Tarım İl Müdürü de bunu yaparız diye söz vermişti. Ancak geçen Sonbahar’da ne kadar üretim olduğu hakkında toplanan veriler, Tarım İl Müdürlüğü tarafından geciktirilmiş, gündeme alınmamış ve bu şekilde de geçiştirilmiştir. Biz iki kere Tarım İl Müdürü’ne çıktık, ama bir sonuç elde edemedik, bu konuda. Ama Köyler Birliği olarak bu konuda şöyle bir karar aldık; Camili’de organik tarımı etkileyen unsurların ortadan kaldırılması, bu unsurların (ilaç, suni gübre vb.)  hiçbir şekilde Camili’ye sokulmaması için karar aldık. Bu karar sitemizde yayınlamıştır, ayrıca yörede de bunu duyuracağız. Karar tarihinde ekim yapıldığı için, gelecek seneki ekimler yönünden bunu duyuracağız.

MBO.: Bu kararınızın yaptırım gücünü nasıl sağlayacaksınız?

HŞ.: Muhtarlardan bunun köylerde uygulanmasını isteyeceğiz, ayrıca kolluğu da bu konuda bilgilendireceğiz ve bunun denetimi konusunda yardım talebimiz olacak.

MBO.: Arıcılık konusunda bir projeniz var mı?

Arıcılık projesi henüz taslak halinde…

HŞ.: Arıcılık konusundaki projemiz şu anda netleşmiş değil, henüz tartışma aşamasında. Şöyle ki, köylerimizde kovanların sönmesi, arıların kovanı terk etmesi çok oluyor, bunun nedenlerinin araştırılması, arıcılığın geliştirilmesi düşünülüyor. Bu noktada yöredeki en verimli arıların seçilmesi, yöre içinde ayrıca izole edilmiş bir bölgede, örneğin 50 ünite arıdan ana arı üretip, yöredeki arıcılara ücretsiz dağıtmayı düşünüyoruz. Bunu proje haline getirip, bakanlığa sunmayı planlıyoruz.

MBO.: Peki Macahel balının bir marka olarak tescili hakkında bir girişiminiz var mı?

HŞ.: Bu konu devamlı gündemimizde.

MBO.: Bunu birazda şunun için soruyoruz, bazı yerlerde Macahel balı diye çeşitli şirketler tarafından satım yapıldığını duyuyoruz.

HŞ.: Evet. Bu konuda bir başvuru yapmayı düşünüyoruz, ama marka adı konusunda henüz bir karara varamadık.

MBO.: Birlik adına mı olacak bu başvuru?

HŞ.: Tabi ki. Zaten Camili’de bundan sonra yöre adına her ne yapılacak Birlik adına yapılmalıdır. Birlik ve beraberliğimiz açısından da bu kaçınılmazdır diye düşünüyorum. Çünkü kişisel başvurular kıskançlık yaratacaktır. Ortak başvuru yapılsın ve herkes bundan faydalansın.

MBO.: Bir de turizm konusu var. Turizmi nasıl karşılıyorsunuz, bu konuda faaliyet yapanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, ayrıca giriş ücreti konusunda da bir kararınız var sanıyoruz…

Örf-adetlerimize aykırı turizmden rahatsızız, turizmin kurallarını saptayacağız

HŞ.: Turizm konusunda Birliğimizin görüşü, turizm olgusu bir şekilde yöremize girmiştir artık. Ama bunun başıboş değil, kontrol altında olması gerekiyor. Bir de bizim örf ve adetlerimize uyacak şekilde hareket edilmesini istiyoruz. Gelişi güzel gezilmesini, camilerimize yarı çıplak girilmesini kesinlikle tasvip etmiyoruz. Ya da gelişigüzel yerlerde yüzülmesini örfümüz gereği hoş karşılamıyoruz. Bu yüzden birtakım girişimlerimiz söz konusudur. Örneğin, yöreye girişlerin ücretli olması konusunda karar alınmıştır, buna ilişkin makbuz bastırma için müracaatımız vardır. Daha önemlisi yöredeki turizmin belirli bir sistem içinde, belirli kurallar çerçevesinde yürütülmesini öngörüyoruz ve bunu turizm faaliyetleri yapanlara bildireceğiz.

MBO.: Bu bağlamda tur operatörleriyle bir toplantı düşünüyor musunuz?

HŞ.: Düşünüyoruz, ama önce kendi kurallarımızı tespit etmek istiyoruz. Bu kuralları bugün için değil, belki yüz sene sonrasını düşünerek, en kapsamlı şekilde belirlemek istiyoruz. Bundan sonra bunu birebir veya ortak bir şekilde tur operatörlerine bildireceğiz. Kabul etmezlerse bunun yaptırımlarını ayrıca düşüneceğiz.

MBO.: Macahelin halen en önemli sorunu, yol sorunu. Bu konuda, özellikle tünel hususunda bir girişiminiz oldu veya olacak mı?

Tünel güzergahı konusunda Dernek yetkisi dışında hareket ediyor!

Hasan ŞekerHŞ.: Tünel konusunda yıllardır, 1970lerden beri girişimler yapılmaktadır. Birlik olarak biz de bir girişimde bulunduk. Ancak şöyle bir zorluğumuz var. Ne yazı ki bu konuda da ihtilaflarımız var, açık konuşmak gerekirse. Burada şunu tartıştık, acaba nereden tünel yapılırsa yörenin ulaşımı en azami ölçüde çözülür. Muhakkak ki acil durumlar için, Camili-Acara-Maradit veya Sarp geçişi bir alternatif olarak duracaktır, orası acil çıkış kapımız haline gelmiştir. Soğuk savaş döneminden sonra kurulan dostluk bağlamında bu yol da önemli hale gelmiştir. Ancak biz yine de istiyoruz ki, her zaman rahatça, kontrol olmaksızın kullanabileceğimiz bir yolumuz olsun. Fırın mevkiinden Samalev mevkiine kadar, takriben 1000-1200 metre bir tünel yapılmasını, Samalev’den de Camili’ye giden ilk virajla yolu birleştirip, hem yol uzunluğunu en az 15 km kısaltmış hem de devamlı bir ulaşıma sahip olacağımızı yetkililere bildirdik. Başkan Yardımcı Sn. Himmet Bey’le birlikte Vali’yle bu konuyu görüştük. Kendileri söz verdiler. Dediler ki, nerden ne şekilde istiyorsanız bana kararınızı gönderin. Bu yönde Meclisimizde karar aldık ve dosya halinde Valimize ilettik. Sn. Başbakanımıza da baraj açılışı için ilçemize geldiklerinde, İlçe Başkanı aracılığıyla dosya halinde verdik. Meclis Başkanına da kendi elimle verdim. Ama şu anda bir sonuç çıkmış değil. Biz, başkan yardımcısı Himmet Paker’le Trabzon’a da gittik. Orda bize söylenen şu ki, Camili havzasına halen yapılmakta olan yolun güzergahını değiştirebilmek için ayrı bir ödenek gerekiyor. Siz ayrı bir güzergahtan yol yapılmasını istiyorsunuz. Bunun yapılabilmesi için buna belli bir ödenek lazım. Bunun da bakanlığa iletilmesi daha doğru olur dediler. Bunun üzerine dediğim gibi Meclisimizde karar da aldık. Ancak şöyle bir durum oldu. Dernek başkanıyla durumu görüşmedim, ama Borçka’daki Ak Parti ilçe teşkilatında görev alan Şükrü Ertürk Bey’le bunu görüştüm ve Başbakanımızın Borçka’ya gelişleri zamanında, bizim tek görüşte, tek vücut halinde olmamız gerektiği, fikirlerimizin tek olması gerektiği ve bu şekilde onlara bir yazı sunmamız gerektiğini söylemiştim. Ancak kendileri ve dernek yönetimi, ayrı bir yazı, sadece ulaşımı değil, başka konuları da içeren bir yazıyla başvurmuşlar…

MBO.: Dernek Macahel adına hangi hakla hareket edebiliyor?

HŞ.: Onu bilemiyorum. Kendileri daha önce çevre koruma olarak kuruldukları için…

MBO.: Çevreyle ilgili bir konu mu bu? Ayrıca Birliğin yetkisinde, karar aldığı bir husus değil mi bu?

HŞ.: Evet çevreyle ilgili değil, tamamen Birliğin yetkisinde ama, kendi inisiyatifleriyle hareket etmişler. Ancak şöyle bir, deyim yerindeyse acınacak bir durumumuz var. Bu konuda karar alırken dedim ki muhtarlarımıza, ilgili yazıda sizin isimlerinize de yer verelim mi diye. Tamam, biz de imzalarız dediler. Ama gittiler, başka bir yerde, farklı bir görüşü içeren o yazıya da imza attılar. Çünkü o yazıda tamamen farklı bir güzergahtan tünel ve yol yapılması isteniyordu.

MBO.: Sizce bu imzayı bilinçli, farklı görüşleri bilerek mi atmışlardır?

HŞ.: Bence bilerek atmışlardır, çünkü bu güzergaha ilişkin kararı birlikte almıştık, bunu konuşmuştuk. Ayrıca imza attıkları yazıyı okuyup okumadıkları kendi sorunlarıdır. Böyle çelişkili hareket edilmesi, 80 yıllık sorunda halen ortak bir zeminde buluşulamaması düşündürücüdür. Sonuçta burada yetkililerin bir suçu yok. Suçu kendimizde aramamız lazım. Ben böyle düşünüyorum.

MBO.: Yöremizdeki malum diğer gelişmelere geçmek istiyoruz. Tema Vakfı hakkında zaten daha önce yörede istenmediği konusunda imzalar toplanmış, dilekçe yazılmıştı. Ancak bu kuruluş halen faaliyetlerine devam ediyor. Köyler Birliği ne düşünüyor bu konuda, faaliyetlerinin devamı hususunda?

Tema, içimizdeki çıkarcılar sayesinde faaliyetlerine devam edebiliyor…

HŞ.: Bu kuruluşun faaliyetlerinin devamı konusunda rahatsızlık duyuyoruz, ancak içimizde bunlara tamamen kişisel çıkarları uğruna destek olanlar vardır, bu çıkarcı kişilerin faaliyetlerin devamında etkili oldukları aşikardır. Bu yüzden biz birbirimizi kırmak istemediğimizden, bu faaliyetlerin bir anda sona erdirilmesini öngörmüyoruz. Ancak zamanla bu faaliyetlerin tamamen sona ereceğine inancımız tamdır.

MBO.: GEF-II Projesine geldiğimizde, öncelikle yörenin pilot bölge ilanını nasıl buluyorsunuz?

İsteğimize uygun kadastro yapılırsa diğer yerlere karışacak değiliz

HŞ.: Yöremizde bir koruma sonu olmadığı açıktır. Köyler Birliği olarak biz bu konuda da karar aldık. Dedik ki, biz yüzlerce sene devam eden bu koruma sisteminin güncelleştirilmesini istiyoruz ve koruma sistemi dünyaya örnek olacak bir koruma sistemidir. Bunun dışında hangi tür koruma sistemi olursa olsun bunu kabul etmeyeceğimizi, burasının henüz kadastrosunun yapılmadığını, bu yüzden 1936 ve 1972 kayıtlarına göre kadastro yapılırsa, bunun dışında kalan yerlere karışacak değiliz, bu yerlerle ilgili istenilen yapılabilir dedik. Bu yönde kararımız vardır.

MBO.: Biliyorsunuz yöremizle ilgili olarak biyosfer rezerv alanı ilanı gerçekleşti. Bunun başvuru aşamasında yörenin resmi kuruluşu olarak Köyler Birliğine bir bilgilendirme veya bu konuda bir işbirliği söz konusu oldu mu?

Biyosfer rezerv alanı ilanı bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor! Başarısız olmaya mahkumdur…

HŞ.: Hayır, hayır kesinlikle… Hatta bu tamamen bir oldubittiye getirildi. Aslına böyle bir şeyin yapılacağını biliyorduk. Ama kendileri karşı olduğumuzu bile bile bunu yaptılar. Yönetim birimi müdürü Ahmet Mercan Bey’in yaptığı toplantıda dedim ki, siz bunu oldubittiye getiriyorsunuz, o zaman İzmir’den bana konuyla ilgili bilgi gönderilmişti, böyle bir müracaatınız var mı yok mu dedim. Yok dedi, öyle bir şey yoktur, bu sadece bir ön yazışmadır, eğer zaten öyle bir şey olsa Birliğin onayı alınacaktır, Birliğe sorulacaktır diye söylemişlerdi bize. Biz tabi buna inanmamıştık. Bu tamamen bir göz boyamaydı. Sonuçta ilan ettiler. Ama şunu söyleyeyim ki bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor! Biyosfer rezerv alanının ne olduğunu da biliyoruz. Fakat biz şuna inanıyoruz ki, halkın isteğinin aksine yapılan hangi iş olursa olsun, başarısız olmaya mahkumdur, bu da başarılı olamayacaktır.

MBO.: Bu çerçevede biyosfer rezerv alanının ilanıyla Efeler-Gorgitteki koruma alanı, mutlak koruma zonu bağlamında bir anlamda ikinci kez tescil edilmiş oluyor, kalıcı hale getirilmek isteniyor. Efeler-Gorgit’in ilanını nasıl karşılıyorsunuz?

Efeler-Gorgitin ilanı kanunsuzdur, kurallar uygulanmayarak halk koruma statüleri konusunda aldatılıyor

HŞ.: Efeler-Gorgit’in koruma alanı ilan edilmesi tamamen kanunsuz, yasadışı bir ilandır. Oranın halkı da bunu hiçbir şekilde benimsemiyor.

MBO.: Sanıyoruz, ilandan sonra henüz koruma alanıyla ilgili resmi diğer işlemler başlatılmadı…

HŞ.: Zaten o işlemler yapılmadığı için halkımız bu tür koruma statülerine alıştırılmaya, aldatılmaya çalışılıyor. İşte orası koruma alanı ilan edildi, siz bundan bir zarar gördünüz mü diye avutuluyor halk. Oysa tam bir uygulama yapılmadığı için sanki herhangi bir sınırlaması yok sanılıyor. Ayrıca Camili havzasının geneli için de aynı yöntem izleniyor. Mesela yıllardır Camili havzasına ihtiyaç verilmiyor.

MBO.: İhtiyaç dediğiniz, zati ihtiyaç denilen husus…

Bilinçli olarak Macahel’e ormandan ihtiyaç verilmiyor!

HŞ.: Yapı işleri için zati ihtiyaç verilmiyor. Kaymakam Beyle birlikte gelen Orman İşletme Müdürü de…

MBO.: Yani yasal olarak buna hakkınız olduğu halde bu red mi ediliyor?

HŞ.: Evet reddediliyor.

MBO.: Gerekçe olarak neyi gösteriyorlar?

HŞ.: Gerekçe olarak Borçka’daki depolarından çam ağacının alınmasını gösteriyorlar. Bu da yöre insanımız tarafından…

MBO.: Buna göre fiilen aslında koruma alanı statüsü uygulanıyor, bu tip engellerle…

HŞ.: Evet, fiilen uygulanıyor. Bir de Orman İşletme Müdürünün bizzat kendisi Macahele artık ihtiyaç vermeyeceklerini açıkça söylüyor. Depodan gelip çam ağacı alınabileceğini söylüyor. Çam ağacı da yirmi senede çürüyecek veya güveleyecek, hiçbir işe yaramayacak. Oysa herkes biliyor ki Macahel mimarisinde kestane ağacı dışında hiçbir ağacın kullanılabilmesi, dayanması mümkün değildir. Biz her yirmi yılda bir ev yapacak değiliz.

MBO.: Bu politikanın arkasında ne olabilir sizce?

HŞ.: Buna insanları yavaş yavaş alıştırmak istiyorlar diye düşünüyorum. Bizim karşı çıktığımız nokta şudur: Bizim istediğimiz şey ne, Devletimizden; biz hiçbir zaman ormanlarımızı hoyratça kullanmadık. Orman istihsalini bugüne kadar yine Orman İşletmesinin kendisi yapıyordu. Gidip damgalıyordu ve ormanları yok ediyordu. Ama şu anda böyle bir şey yok ve olmayacak da. Buna halkımız da müsaade etmiyor, biz de müsaade etmeyeceğiz bir daha. Bunun dışında da bizim istediğimiz, kızılağaç ile kestanenin serbest bırakılmasına ilişkin bir kanun var…

MBO.: Bunların orman kapsamından çıkarılmasına ilişkin kanun çalışması…

HŞ.: Evet. Böyle bir kanun çıkarsa bizim için çok yararlı olacak. Çünkü bizim zaten kullandığımız, yapı işlerinde kestane ve yakacak olarak kızılağaç. Diğer ağaçlara zaten dokunmuyoruz. Eğer biz ormanları tahrip etseydik veya ormanları yok etme düşüncesinde olsaydık, o zaman bugünkü ormanlar zaten olmazdı, korunacak bir şey kalmazdı.

MBO.: Bir de bu küçük hibe konusu var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Küçük hibeler projenin bir parçası…bununla insanları projenin içine çekmeye çalışıyorlar

HŞ.: Küçük hibeyi sanki projeden bağımsız gibi sunuyorlar. Ben hiçbir yerde bir projenin bütünlük arz etmediğini, bu şekilde ayrılabileceğini duymadım. Bunu danışman olarak gönderilen kişi, yüzümüze baka baka böyle söylemişti ve ben karşı çıkmıştım.

MBO.: Yani küçük hibeleri ayrı bir şey gibi mi gösteriyorlar?

HŞ.: Ayrı bir şey ve bir alıştırma gibi gösteriyorlar. Ben kendilerine hiçbir projede böyle bir şeyin olamayacağını, bunun da projenin bir parçası olduğunu söyledim. Benim kanımca bunun göz boyamadan başka bir şey olmadığı açıktır. İnsanları kendi tarafına çekme, asıl projeye olan tepkiyi azaltmanın yoludur bu.

MBO.: Sonuç olarak Köyler Birliği mevcut projelere veya gelecekteki olası projelere karşı nasıl bakıyor, bu konudaki prensibi nedir?

Yöneticisi, hazırlayıcısı olmadığımız hiçbir projeye destek vermeyeceğiz!

HŞ.: Bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılabilecek projeler hakkında bizim Birlik olarak görüşümüz şudur: Bu havzada yapılmak istenen ne olursa olsun, yöneticisi biz olmalıyız. Projeyi yapan da biz olmalıyız veya yapımına katılmalıyız. Denetmen kim olursa olsun önemli değil. Bu çerçevede biz her projeye, her fikre varız. Ama böyle olmadığı müddetçe, biz hiçbir projeye, bugüne kadar olan veya bundan sonra yapılacak olan, desteğimiz yoktur.

MBO.: Son olarak yöreyle ilgili bir kısım sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkiniz ne düzeyde, Dernekten biraz bahsettiniz, Vakıfla bir bağlantınız var mı veya genel olarak bunların faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bundan sonraki ilişkileriniz nasıl olabilir?

Halkımıza hizmet ettikleri müddetçe bütün sivil toplum kuruluşlarıyla, yasal sınırlar içinde çalışmaya hazırız

HŞ.: Biz Camili’yle ilgili bundan önce kurulmuş veya bundan sonra kurulacak hangi sivil toplum kuruluşu olursa olsun, halkımıza hizmet amacıyla çalıştıkları müddetçe kendileriyle iyi ilişkiler içinde olmak arzusundayız. Ancak kendileri de bizimle kanunların belirlediği çerçeve içinde çalışmak isterlerse. Bunun dışında Köyler Birliğinin kanunla verilen yetkileri, hakları bellidir. Bu hak ve yetkileri de biz muhakkak ki kullanmak ve savunmak durumundayız. Bu yüzden, bu bağlamda diğer kuruluşlarla ilişkilerimiz olacaktır.

MBO.: Bir de bu festival organizasyonlarını sormak istiyoruz. Geçmiş yıllarda bunların yapılış tarzı çokça eleştirildi. Bunların yapılış biçimini nasıl değerlendiriyorsunuz, Birlik olarak bundan sonra bu organizasyonları üstlenecek misiniz?

Geçmiş festivalleri tasvip etmiyoruz, gerçek manada festivaller yapmaya adayız

HŞ.: Benim bildiğim festivaller, yörede üretilen ürünlerin pazarlanmasının bir şeklidir. Bir panayır yeri gibi olmalıdır. Üretici ile alıcıyı bir araya getiren, adeta bir bayram havasında olan bir şenlik ve etkinlik olmalı diye düşünüyorum. Ancak yıllardır yapılan ve her zaman eleştirilen, birilerinin sözcülüğü, güdümü altında yapılan, bunu da açıkça söyleyeyim, Tema’nın, GEF’in gösterisi, reklamı şeklinde yapılan bu festivallere halkımızın çoğu tepki vermektedir. Kesinlikle bu yapılış biçimini tasvip etmiyoruz. Biz şöyle düşünüyoruz; biz ne zaman ki kendi gücümüze, kendi halkımıza dayanarak, kendi öz benliğimizle bunu yapabilecek kapasiteye geliriz, inanıyorum ki bugün bu kapasiteye sahibiz, dünde bu kapasitedeydik, ancak halkımızın gücüne güvenmediğimiz için böyle başkalarının güdümünde gerçekleşiyor. Eğer bugüne kadar bize böyle bir şey teklif edilseydi, bir tane pankart da benim şirketimin orda asılmasına izin verilseydi, o zaman ben şirketimden gerekli desteği gösterirdim. Bu tür etkinliklere destek vermede bizim halkımızın geri duracağını ben zannetmiyorum. Bunun için diyoruz ki, biz halkımızın gücüne güvenmeliyiz, güvenmek zorundayız. Birlik olarak henüz yeni olduğumuzdan bu yıl üstlenemedik, ama gelecek yıllarda gerçek mana festivaller yapmaya aday olduğumuzu ve bunu yapacağımızı da burada söylemek istiyorum.

MBO.: Bizim sorularımız bu kadar. Bunun dışında ayrıca eklemek istediğiniz şeyler varsa…

HŞ.: Çok teşekkür ediyorum. Macahel Bizimdir İnisiyatifi’nin yaptığı çalışmaları takip ediyoruz. Çok beğeniyoruz ve destekliyoruz. Devamını diliyoruz. Her zaman arkanızdayız.

MBO.: Biz de aynı şekilde teşekkür ediyor ve tüm Macahelliler gibi doğal üyesi olduğumuz Camili Köyler Birliği’ni yürekten destekliyoruz.

HŞ.: Teşekkür ediyorum. Sizlerin de site olarak, Köyler Birliğimizin gerçekten birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bu noktada, dıştan gelen bu kadar baskı ve engellemeye rağmen, bizleri desteklemenizi, daha kolay ulaşılabilir bir yol olarak, kamuoyuna Birliği tanıtmanızı bekliyoruz.

MBO.: Biz de elimizden geldiğince, memnuniyetle bunu yapacağımızı belirtiyor, röportaj verdiğiniz için tekrar teşekkür ediyoruz.


 Yazan : MacahelBizimdir | Okunma : 2872 | Yorum ( 0 ) | Oy:  | Bu içeriğe oy verin
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Köşe Yazıları
Selman DURSUN
Macahel’de Değişim ve Endişeler
Macahel veya Maçahel, yöresel bir şairimizin deyimiyle huzur ülkemiz, daü »Devamı
Okunma (451)
Ekleme Tarihi (25.11.2018 12:44)

Zülküf YEŞİLYURT
Eprat’tan Akriya’ya Macahel
EPRAT Bulundum EFELER’de, sene doksan dokuz Biz altı kişili »Devamı
Okunma (1481)
Ekleme Tarihi (10.06.2017 00:57)

Hasan DURSUN
Sıla
Çıkarsan Macahel'in tepesine eğer Eğmezsen başını aya yıldıza »Devamı
Okunma (2101)
Ekleme Tarihi (22.11.2015 04:49)

Sen de Yaz Gönder
Diğer Köşe Yazıları
MacahelBizimdir.Org
Amacımız

» Macahel ile ilgili her türlü gelişmeyi takip etmek, gündeme taşımak ve değerlendirmek,
»
Yörenin her türlü sorununa bilinçli bir şekilde çözüm aramak,
» En önemlisi Macahel'e ilişkin yapılacak her türlü faaliyette, bizzat Macahel Halkının görüşlerinin etkin bir şekilde temsil edilmesine aracı olmak.

MacahelBizimdir.Org
Yerel reklam
Gitmek istediğiniz reklamın logosuna tıklayın!!!...
MERETA MÜZİK
Macahelli Müzisyen Murat ÇAKIR... Albümü, klipleri ve iletişim için resmi tıklayınız.

ÇORUH ELEKTRON
Vodafone Silver Bayii & Turkcell-Avea Satış Noktası Next-Nextstar Taplin Uydu Cihazları. Sinan ARSLAN & İlknur KAYA ARSLAN Merkez: Maradit Cad. No:28 Şube: PTT Cad. No:28 Borçka-ARTVİN coruhelektronik@hotmail.com

DURSUN BİLGİ İŞLEM
Dursun Bilgi İşlem Merkezi: Exper, Byron ve OEM bilgisayar, Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri, Networking, Yazılım, Bilgisayar donanımı, Web Tasarım ve Bilgisayar sarf malzemeleri Osman Yılmaz Cad. Belediye İş Merkezi No: 1/5 Hendek- SAKARYA

MacahelBizimdir.Org
Bu sayfa: 0,89 saniyede yorumlandı.
Sitemiz en iyi 1024x768 çözünürlükte Internet Explorer ile görüntülenir.
2002-2016 © Copyright Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Website motorumuz © 2006-2007 ByCafer & Aspsitem tarafindan üretilip gelistirilmistir.
Macahel Bizimdir E-Posta Grubu (Sadece Macahelliler)
E-posta:
Genel