» Macahel Bizimdir İnisiyatifi - Macahel'in ve Macahelli'nin Sesi
Anasayfan Yap Favorilerine Ekle E-Posta Tavsiye Et İletişim Player'i Aç Siteyi Kişiselleştir
   
   
   
 

Ana Sayfa

Yazılar

Dilekçeler

Röportajlar

Haberler

Ziyaretçi Defteri

Bağlantılar

Forum

Resim Galerisi

Videolar

Site Üyeleri

İletişim
 
Üyelik Kullanıcı Adı :  Şifre :  Güvenlik :  Hatırla :    
 
 
Forumdaki Son Cevaplar : Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..(MacahelBizimdir) CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..(Mereta) Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..(Mereta) HESler Enerji İthalatını Düşürdü..(Mereta) Hidroelektrik Enerji ve Çalışma Sistemi..(Mereta) Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..(Mereta) Sözde Çevrecilik..(Mereta) Borçka Köylere Hizmet Götürme Birliği..(MacahelBizimdir) Elektriği Kesilen Köy, Rüzgar Enerjisind..(Mereta) Macahelin Geleceğine Dair Dışarıdan Bir ..(Maralli) Muhalefet Parti Belgelerinde HESler..(Mereta) Yenilenebilir Enerji ve Çevre..(Mereta) MGK Kararlarında HES..(Mereta) HES karşıtlarını fosil yakıt lobisi kışk..(Mereta) Yenilenebilir Enerji Nedir?..(Mereta)
                
» [ MacahelBizimdir.Org Forum ] [ Tema Vakfı ] [ Sözde Çevrecilik ]
Mereta
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Cinsiyet : Bay
Mesaj sayısı : 46
Giriş sayısı : 64
Puanı : 0
Konudan aldığı puan : 0
Puan verenler
Konuya Puan ver

Türkiye’de Çevre Sorunları Bağlamında Sivil Toplum Örgütlerinin İşlevsellikleri

(…)

IV.3. Çevre Örgütlerinin Değerlendirilmesi

(…)

Yukarıda yazılanlar ışığında değerlendirecek olursak; kimi çevre örgütünün kuruluş amaçlarından saptığını ve ilk kuruluş zamanlarında var olan samimiyetlerini gelişen olaylar ve çalışmalarıyla yitirdiklerini söyleyebiliriz. Yazılanları somut örnekleriyle değerlendirdiğimizde karşımıza hiç de azımsanmayacak bilgiler çıkmaktadır: Son yıllarda çevre sorunları, “Yerlere tükürme! – Ağaç dik!” eksenindeki hobi mahiyetindeki konumundan, ülke gündeminde daha fazla yer tutan, meşruiyetini ve toplumdaki yerini güçlendiren bir konuma doğru hızla ilerliyor. Asbest içeren Otopan gemisinin geri çevrilmesinin ardından Sinop ve Samsun’da depolanan İtalyan atıklarının gönderileceği haberleri, yeni bir süreç yaşandığının da göstergesi. Akla gelen ilk soru ise Türkiye’deki çevreci yapılanmaların bu değişime hazırlıklı olup olmadığı. Tuzaklarla dolu bu yolun çıkışı ise asıl tartışma konusu olarak karşımıza dikiliyor. Akla gelen ilk tuzak “yeşil aklama”:

Büyük holdinglerin ‘kurumsal iletişim-halkla ilişkiler’ kolu gibi çalışan, sponsorluk sistemine göbek bağıyla bağlı bazı ‘çevre kuruluşları’, çevresel sorunların sınır çizgisini bugün yaşadığımız sorunların sorumlusu endüstriyi dışarıda bırakarak tanımlamaktalar. Sanayi kuruluşları ya da onları temsil eden çıkar grupları, çevre sorunlarının çözümüne ilişkin politik adımları, kar marjlarının azalması nedeniyle hükümet nezdinde durduruyor. Ancak bunun yanında destekledikleri projeler ya da STK’lar kanalıyla ne kadar ‘yeşil’ olduklarının sözcülüğünü yaparak kendilerini aklamaktan da geri kalmıyorlar (Türkmen, 2006:12).

Mersin Akkuyu’da yapılacak ilk nükleer enerji santralinin ihalesi gerçekleştirildi. Bazı çevrecilerin yoğun muhalefetine rağmen düzenlenen ihaleyi, Türk ortaklı Rus firma kazandı. İhaleye Ciner Grubuyla birlikte gireceğini açıklayan Rus şirketinin ilk ortaklığı, Çevreci TEMA Vakfı’nın kurucu üyesi Müfit Erbilgin’leydi. Sonra geri plana düşen ERG İnşaat’ın sahibi Erbilgin’in TEMA kurucularından olması, küçük grupların dışında, çevreci duyarlılığıyla bilinen kesimi pek rahatsız etmedi. Çünkü, örneğin TEMA’nın kurucularından bir işadamının, sahibi olduğu Tekfen şirketiyle enerji alanında faaliyet gösterdiği ve vakfın diğer kurucu üyeleri arasında da çevreye en çok zarar verdiği iddia edilen dev sanayi şirketlerinin sahipleri bulunmaktadır.  

Üstelik bu çarpıklık, yalnızca TEMA’yla sınırlı değil, sahip olduğu televizyon kanalı NTV’de sıklıkla doğaya vurgu yapan Doğuş Grubu da çevreye verdiği zararla gündemden düşmeyen General Motors’la girdiği ortaklıkla biliniyor. General Motors’un CEO’su Ferdinando Beccali, 2007 Mayıs’ında Türkiye’ye gelmiş, Doğuş Grubu’yla nükleer enerji alanında birlikte hareket edebileceklerini açıklamıştı (Macahel bizimdir, 2008).

Almanya Birlik Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, Eylül 2008 tarihinde üye olduğu TEMA Vakfı’ndan istifa etti. Cem Özdemir’in TEMA Vakfı’ndan istifa etme gerekçesi; TEMA’nın nükleer santral ihalesine giren şirketlerle yakın ilgisinin olması.  

Kimi çevrecilerin, bazı çevreci örgütleri ağır bir dille eleştirdikleri görülmektedir. Türkiye’nin önemli çevre aktivistlerinden olan Ümit Şahin, TEMA Vakfı özelinde, Avrupa Birliği fonlarıyla proje üreten ve demokratik bir iç işleyişe sahip olmadığını düşündüğü çevreci kuruluşları eleştirmektedir:

TEMA Vakfı ekolojist olmayıp, hatta çevreci örgüt oldukları bile söylenemeyecek olan büyük sermaye destekli vakıf ve dernekler içinde ismi en çok bilinen örgüttür. Bu tür örgütler çevre hareketinin tabandan örgütlenmesini sistemin işleyişi içinde olabilecek en garantili yöntemle engellediler. Çevreci oldukları sanılan birçok vakıf ve dernek, kuruluş amaçlarında bile yeteri kadar çevreci taleplere yer vermemişlerdir. Demokratik olarak denetlenmeyen organlarca yönetilen, hiçbir şekilde şeffaf olmayan ama sahip olduğu parasal kaynaklar ve ürettikleri projelere buldukları fonlar sayesinde kamuoyunda görünürlük kazanan ve belli bir tabana yayılan çok sayıda kuruluş vardır. Bu ‘çevreci’ örgütlerin finansmanının az sayıda büyük şirket ya da belli bazı devletler (ve AB) tarafından sağlanması, çevreci sivil toplumun tekelleşmesi gibi tuhaf bir sonuca yol açmıştır. Bu durumun sonucu olarak devlet, sermaye ve medya desteği ile giderek büyüyen bu tür kuruluşların kaçınılmaz bir şekilde büyük bir çekim merkezi oluşturması ile yeşil düşüncenin, ekolojist ve yeşil hareketlerin tabanını oluşturacak dinamizmi bilinçli ya da bilinçsiz olarak engelleme gücüne kavuşmuşlardır (Şahin,2007:65). 

Bütün çevreci örgütleri kapsamamakla birlikte, bazı çevreci örgütlerin bir sektör diye adlandırılabilecek bir oluşum içinde oldukları söylenebilir. Kurulan yapıların birçoğu belirli bir politik ya da ekonomik güç (AB fonları vs) tarafından desteklenmektedir. Politik rakipleri saf dışı bırakmak, daha (yeşil) görünüm sağlamak, “halkla ilişkiler” yani daha çok halkın hassasiyetlerine duyarlı olunduğunu hissettirmek, Pazar paylarını büyütme politikalarının bir parçası olarak görülmeye başlamıştır.

ÇEKÜD Başkanı, …popülerleşmeyle birlikte, artan sorunların çözümüne katkıda bulunmak yerine; politik, etnik, dini grupların çevre duyarlılığını kendi çıkarları doğrultusunda kullanma çabalarına dikkat çekiyor. Çevreci geçinen ve sansasyonel eylem yapan Greenpeace gibi yapıların çeşitli şirketlerin güdümünde olduğunu iddia ediyor. Ancak ÇEKÜD Başkanı faaliyet gösterdikleri alan için ‘piyasa’ tanımlaması yapmaktadır (Bilgin, 2009:2).  

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ekolojik tarım ürünleri üretip satmaktadır. Dernek; “yaptıklarının ticari getirisinin olmadığını, insanlara organik ürünlerin güzelliklerini gösterdiklerini, bununla birlikte organik üretim yapan çiftçilere destek sunduklarını” belirtiyor. Dernek bu ticari faaliyetleri sürdürürken, tarımın içinde bulunduğu durumu irdelememekte ve bu konuda ciddi bir sistem eleştirisi yapmamaktadır.

Bugün Türkiye’deki çevreci yapıların önemli bir bölümü sistemle barışık bir şekilde faaliyet gösteriyor. Uç ve sistem dışı çözümü savunan çok az sayıda yapı var. Bu nedenle eğitim ağırlıklı çözümler ön plana çıkıyor. Çevre sorunları çözülmeden ve var olan sorunlara yeni sorunlar eklenirken eğitimin ön plana çıkartılarak günün kurtarılması bir göz boyama tekniğini akıllara getirmektedir. Var olan sistemin göz boyama dernekleri olarak adlandırılan birçok dernek, bu amaçla her yıl özellikle okullarda binlerce öğrenciye düzenledikleri konferanslarla “çevre eğitimi” vermektedir. Bu çevre örgütleri sorunların sistem içerisinde eğitimle çözülebileceğini düşünmektedirler. Fakat bu örgütlere yöneltilen eleştiriler, çevre sorunlarının çözümü için mevcut sistemle bağların ve ilişkilerin tamamıyla kopartılıp yeni bir ilişki modeliyle çözümler üretilmesi temelinde yoğunlaşmaktadır. Yapılan tasarruf, temiz enerji kullanımı, temizlik kampanyaları “çöpü halının altına süpürmek” olarak nitelendirilebilir. 

Şirketlerin sosyal sorumluluk adı altında halkla ilişkiler ve reklam kampanyalarına girişmesi de, 1980 sonrası dönemin ürünleri arasındadır. Özellikle de 90’lardan itibaren, çevreyi daha fazla kirleten şirketler başta olmak üzere, sermayenin hatırı sayılır bir kesimi çevre alanındaki sosyal sorumluluk projelerine yatırım yapmaya başladı. Şirketler, bu çalışmaları nadiren kendi bünyelerinde sürdürdüler, daha çok da çevreci sivil toplum kuruşlarına fon aktararak yaptılar. Şirketler için küçük miktarda olan bu paralar, tabandaki sivil toplum kuruluşlarının çalışanları için azımsanmayacak bir miktardadır. (Sayfa 134-138)

IV.4. Çevre Hareketlerinin Değerlendirilmesi 

(…)

Yerel grupların yaşamsal çevreleri doğrudan tehlike altında olduğu için, eylemlerinde bir sonuca ulaşmadan herhangi bir uzlaşmaya gitmek istemezler. Bu durum da çevreci hareketleri çevre örgütlerinden ayıran bir özelliktir. 

Yerel gruplar sorunların çözümünde gönüllü üyelerinin çabalarına, çevre örgütlerine göre daha çok güvenmektedirler ve kurumsallaşmış gönüllü kuruluşlar için önemli olan vergi muafiyetine sahip olmak, derneklerin yaşaması gibi konular pek bir önem taşımamaktadır. Bu nedenle çoğu yerel çevre grubu sorun çözüldüğü veya çözüm yoluna girdiğinde kendiliğinden faaliyetlerine son vermektedirler (Çörtoğlu, 2007:113-114).

Çevreci hareketlerde ülke çapında gündem oluşturma çabası olmasına karşın, ülkenin kurumsallaşmış çevre kuruluşları ile çok fazla işbirliğine gidilmemektedir. Bunun nedeni çevreci harekette izlenen yöntemlerin ve söylemlerin genellikle radikal olmasıdır. Çevre hareketlerinin sistem dışı eylemlerde bulunması buna karşın kurumsallaşmış çevre örgütlerinin ılımlı bir şekilde sistem içinde hareket etmeleri nedeniyle, hem çevre örgütleri bu tür radikal eylemlere destek vermemekte hem de çevreci hareketler, bu tür kuruluşlara sistem içinde çalıştıkları suçlamasıyla güvenmemektedir. Örneğin TEMA Vakfı, bazı çevreci hareketler tarafından “Türkiye’yi en çok kirleten grupların yapay bir çevre örgütü” olarak görülmektedir. (Sayfa 141) 

Kaynak: Yılmaz KAPIKIRAN, Türkiye’de Çevre Sorunları Bağlamında Sivil Toplum Örgütlerinin İşlevsellikleri, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Mersin 2010.

http://www.mitosweb.com/browse/78403/387594.pdf




..
03.06.2012 07:19:30
         
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
                

» Forum istatistikleri
Foruma Açılan son 5 konu
Açan
Forum istatistikleri
Macahel Vakfında alicengiz oyunları mı?..
MacahelBizimdir
CHPli Artvin Belediyesi HES Yapıyor..
Mereta
Getirilerini gördükçe HES desteklenecek..
Mereta
HESler Enerji İthalatını Düşürdü..
Mereta
Macahel’deki Festival Adlı Gösterinin14’..
Mereta
Forumdaki 3 Kategoride 10 Forum var, Bu forumlara açılan 60 Konuya 26 Cevap yazıldı..
İyiki Doğdunuz Nice yıllara.. Bugün Doğan yok!
Son Girişler MacahelBizimdir 1242425.dk Önce rgulbin 183564324.dk Önce Mereta 238818604.dk Önce mustafaozbas 240060593.dk Önce arif_08 300642919.dk Önce muhammethuseyin 301800563.dk Önce koza77 301884616.dk Önce Maralli 302483954.dk Önce mereta08 358794296.dk Önce urfamerkez 358902009.dk Önce
Macahel Bizimdir İnisiyatifi
2002-2016 © Copyright Macahel Bizimdir İnisiyatifi
Website motorumuz © 2006-2007 ByCafer & Aspsitem tarafindan üretilip gelistirilmistir.
Macahel Bizimdir E-Posta Grubu (Sadece Macahelliler)
E-posta:
Genel